Hristiyanlar nasıl İbadet eder?


I. Müslümanlar soruyor

* Nasıl ibadet ediyorsunuz? Nerede ve ne zaman ibadet ediyorsunuz? Günde kaç kere?
* İbadetten önce abdest türü yıkanmanız var mı?
* Kadınlar da ibadet ediyor mu?
* Devamlı mı yoksa özel günlerde mi ibadet ediyorsunuz?
* Büyük dini bayramlar için özel dualarınız var mı?
* Hangi dilde ibadet ediyorsunuz?
* İbadet sırasındaki temel duruşlar nasıldır? Haç işareti ne anlama geliyor?
* Neden ibadet ediyorsunuz? Tanrı emrettiği için mi? Dini kurallara sadakatten mi? Cennete gitmek için mi? Ya da kendinizi daha sonra daha iyi hissettiğiniz için mi?
* Dua ederken ne diyorsunuz? Hangi metinleri kullanıyorsunuz? Kitabı Mukaddesi mi?
* Kimin için dua ediyorsunuz? Bizim için dua edebilir misiniz?
* İbadetlerinize katılabilir miyiz? Beraberce dua edebilir miyiz? Böyle bir durumda hangi metinleri kullanmalıyız?
* Namazın kilisede kılınması serbest midir?
* Bir hristiyan yapısının içinde bir mescid yapılması mümkün mü?

II. İslami görüş

Genel olarak

İbadet ve dua sözcükleri çokanlamlıdır ve batı dillerinde arapçadaki ile tamamen aynı anlamda değildir. Bunun arapçada kapsamlı ifadesi ibadet sözcüğüdür ki, anlamı kulun Rabbine en büyük hizmetidir. Arapçada bunun ötesinde günlük belli zamanlarda kılınan namaz, serbest kişisel ve özel dua (sesleniş, dilek yakarısı), Tanrıya konuşur şekilde münacat, Tanrıyı düşünme duası zikr birbirlerinden farklıdır. Sonuç olarak da ibadet etmek ile dua etmek arasında fark vardır. İbadet konusunda bir soru soran müslüman kafasında hemen kuralları önceden belirli, genellikle topluca yerine getirilen namazı düşünür. Diğer ibadet şekilleri ikinci derecedendir.

Buna karşın hristiyan belli bir törensel formda ibadeti değil, öncelikle ruhun ve yüreğin bir yönelim halini düşünür. Bu nedenle bir müslüman ibadet etmiyorum derse, şunu söylemektedir: Şart koşulmuş törensel ibadeti düzenli olarak yerine getirmiyorum. Buna karşın bu müslümanın düşüncelerinde Tanrı sık sık yeralabilir ve konuşmalarında sık sık Tanrıdan bahsedebilir. Bir hristiyan kilisenin günlük belirli dualarını ettiği zaman, bu belli törensel akışı nedeniyle müslüman namazına benzer sayılabilir. İslamiyette derin dua, meditasyon, sözsüz ruhsal içsel dualar daha çok mistik (sufi) eğilime aittir ve islami tarikatların dua yöntemlerinden sayılır.

Müslümanlarca, namaz şeklindeki törensel ibadetin hristiyanlar tarafından düzenli yapılmadığına inanılır. Batılı insan, maddiyatçı düşüncede olduğu için ibadet etmeyen biri olarak algılanır. Buna karşın müslüman düzenli, açıkça ve insanların ne diyeceğinden korkmadan ibadet eder ve islami topluma aidiyetini ortaya koyar. Tanrının ayrı ve erişilmez oluşu hakkındaki islami bilinç, namaza bir kutsallık atmosferi kazandırır: Burada namazın detaylı kuralları büyük önem taşımaktadır (abdest, namazda duruş, konuşma şekli – sesli, sessiz, içten). Hristiyanlıkta ise Tanrı aramızdadır duygusu, Ona yönelik öyle bir yakınlık ilişkisine götürmüştür ki, bu rahatlık, başkaları tarafından Tanrıya karşı saygısızlık gibi görülebilir.

En keskin şekilde ifadeyle: İslamiyet namazın dış görünüşüne büyük önem verirken, hristiyanlık daha çok ibadete içten yönelimi vurgular.

Detaylı olarak

İbadet islamiyette belli dinsel davranışları tanımlar:

1. Mecburi törensel ibadet (namaz)

Namaz islamın ikinci direğidir. O törensel ibadet ve müslümanların ibadetlerinin önemli bir parçasıdır. İslami düşünceye göre namazda Tanrıya ve cemaate yönelimin bütün formları mevcuttur. Namaz kılanlar, kıtalar, kültürler ve zamanlar ötesinde imanlıların büyük çemberi içindedir ve olası düşünce farklılıklarına rağmen diğer müslümanlarla beraber ibadete toplanmışlardır. Duanın şekli de Tanrıya yönelimin birçok yönünü içermektedir. Dua; okumak ve işitmek, meditasyon, Tanrının huzurunun bilincine varmaktır; içerik olarak da en başta övgü ve şükran, ardından af ve bereket dileği, aynı şekilde yakınma ve yakarı vb. Bu anlamı nedeniyle namazın akışı belli kurallara bağlanmıştır. Namazın yöneliminde Kuran, hadisler ve dini hukuk ekollerinin temel alarak çalıştıkları hukuk kuralları yeralmaktadır.

Namaz günde beş kez belli saatlerde kılınır (bir çok islami takvimde dakikası dakikasına namaz saatleri de yeralmaktadır); sabah (subh), öğlen (zuhr), ikindi (asr), akşam (mağrip) ve yatsı (işa). Müezzin tarafından minareden okunan ezan, öncelikli olarak namaza çağrı durumundadır. Ezan, müslüman şehirlerin yaşamına belli bir ritm kazandırır.

Namaz mümkünse beraberce kılınır. Bunun için ideal yer camidir. Cemaat, sıralar halinde, namazın ritmini belirleyen imamın arkasında saf tutar. Namaz tek başına ya da küçük gruplar halinde cami dışında da kılınabilir; temel olarak dini anlamda mundar olmayan her yerde. Namaz yeri bir seccade veya bez parçası ya da kağıtla belirlenebilir, ya da taşlarla bir çember yapılabilir. Her durumda namaz kılanın, yön tayini mümkün olduğunca, Mekkeye yönelmesi gerekir. Kıble camilerde Mekke yönünde bulunan mihrapla gösterilir. Bütün namaz kılanların Mekkedeki Kabeye yönelmeleri islami cemaatin tüm dünyadaki birliğini vurgular. Namaza başlamadan önce abdest alınması gerekir. Abdest normalde suyla lınır. Su yoksa ya da kullanılabilir durumda değilse, toprakla sembolik olarak abdest alınır (teyemmüm). Burada kural tüm bedenin yıkanması (gusl) ile bedenin bazı bölümlerinin yıkanması (vudu) arasında fark gözetir. Gusl, kişi tamamen kirli sayılıyor ise (cünubet) gereklidir. Bu, cinsel ilişki ya da bir cesede dokunmaktan sonraki durumdur. İkinci, yalnızca bedenin bazı bölümlerinin yıkanmasını gerektiren durum ise az kirli sayılan (hadat) durumdur. Vücuttan bir şeyin çıkması (büyük ya da küçük tuvalet, irin çıkması vb.) durumunda hadat sayılır. Bu abdestte eller, ağız, burun, yüz, dirseğe kadar kollar, kafa, kulaklar, boyun ve ayaklar yıkanır. Kıyafetler temiz olmalıdır, en önemlisi ise yüreğin temizliğidir. İslami kuralları Eski Ahitteki kurallarla kıyaslamak çok yararlı olabilir (Eski Ahit, Çıkış 30; Levililer 18; Tesniye-Yasanın Tekrarı 21. 23).

Yıkanmanın ardından niyet ifadesi ve Allahu ekber! (Allah en büyüktür) cümlesi ve Kuranın açılış suresi Fatiha40 okunarak namaza hazır hale gelinir. Her namaz rekat denilen 2 ila 4 bölümden oluşur. Her bir rekat bir süre ayakta durmayı (vukuf), öne eğilmeyi (ruku), secdeye gitmeyi (sücud) ve topuklar üzerinde oturmayı (cülus) içerir ki, bu hareketlerin her birine özel ve uygun dualar eşlik eder. Sabah namazı 2, akşam namazı 3, öğle, ikindi ve yatsı namazları ise 4 rekattan oluşur. Namaz, Kuranın bazı kısa surelerinin okunmasını içerir, bunu Tanrının (tahiyyat), peygamberin ve bütün müslümanların selamlanması izler. Daha sonra şehadet ile Muhammed ve İbrahim için bereket duaları yeralır. Uzun Kuran metinleri ya da şefaat duaları eklenmediği sürece namaz genellikle 5 ila 10 dakikadan fazla sürmez.

Her hafta Cuma günleri öğleyin cemaatin topluca namazı yeralır (Cuma namazı). Namazın yapısı diğer namazlarla aynıdır, farkı ise daha çok selam ve bereket çağrıları (tahiyyat) ile özellikle imam ya da buna yetkin bir müslüman tarafından verilen vaaz (hutbe) ile daha kapsamlı oluşudur. Bunun ötesinde büyük bayramlar dolayısıyle özel törenler de vardır: özellikle en önemli iki bayram, Kurban bayramı (idul adha, ya da idul kebir; büyük bayram olarak da anılır) ve Ramazan bayramı (idul fitr); bunların yanında peygamberin doğumu mevlit, aşure ve Ramazan gecelerinde teravih. Burada ayrıca büyük ya da küçük hac (umre) sırasında okunan etkileyici, özel duaları da anmak gerekir.

Namaz herşeyden önce Tanrıya bir ibadet, övgü ve şükran eylemidir. Tanrının buyruğuna itaat içerisinde yerine getirilir. Muhammed al-Gazali (1058-1111) gibi ruhsal yazarlar şu öğeleri özellikle vurgularlar: Yüreğin temizliği, Tanrının huzurunda olma bilinci, saygı dolu Tanrı korkusu (takva), umut ve alçakgönüllülük, ve daha iyi olmaya yönelik dürüst istek.

Bunların dışında özel nedenlerle edilen dualar vardır (Yağmur duası, afetlerde ve matem durumlarında). Gönüllü namazlar (navafil) Ramazan ayında ve geceleri kılınır (Kuran, İsra 79).

2. Diğer ibadet şekilleri

Tasavvuf ve tarikatlar Bakara suresi 152.ayet ve Al-i İmran suresi 41. ayetle uyum içinde olarak özellikle Tanrının adının anılmasını (zikr) geliştirmişlerdir. Tanrının adının sürekli olarak tekrarlanması – ister tek başına ister cemaatle olsun – imanlının yüreği ve düşüncesinin tamamen Tanrının adını düşünmekten etkilenmesine yardımcı olur. Geleneksel olarak zikrin üç aşaması vardır: dil zikri (Tanrının adının söylenilmesi), yürek zikri (burada konuşma ritmini ağız değil, yürek belirler) ve sır zikri ki, bunda imanlının tüm bedeni ve ruhu Tanrının adını anarken titrer. Tasavvufçular ve tarikatlar meditasyon (fikr ve taammül), günlük sözsüz dua (vird) ve karşılıklı dönüşümlü dua (hizb) yöntemlerini de kullanmaktadırlar.

Tüm bu ibadet şekilleri de tören şekli ve metinler açısından sıkı bir şekilde düzenlenir. Metinler genellikle çok etkileyicidirler. Ancak kişisel inisiyatife yer bırakmazlar. Bu törenlerin yerine getirilişi hararetle tavsiye edilir ve bir sufi öğretmeninin (şeyh, pir) yönetimi altında yerine getirilir.

Aynı şekilde Tanrının 99 güzel adının (Kuran, Taha 8; İsra 100) söylenmesini de anmak gerekir. Dindar müslümanlarca tesbih kullanılarak söylenirler.

Müslümanların özel durumlar ve sıkıntı zamanlarında Kuran metinlerini okuyup düşünmeleri ve bundan güç almaları da anlamlıdır.

Tüm bunların yanında müslümanların hemen her durumda ifade ettikleri yalnızca övgü sözleri değil, yine her an dile getirebildikleri bir çok duaları da vardır: Övgü (Elhamdülillah – Allaha övgüler olsun), hayranlık (Maşallah – Allah nasıl isterse), af dilekleri (Estağfurullah – Allahtan af dilerim!), iyileşme dileği (Allah yaşfi – Allah şifa versin!), ya da kızgınlık ve ayıplama ifadesi (la havle velakuvvete illa billah alazim! – Allahtan başka ne güç ne de kudret yoktur).

İslami teologlar, arasıra dilek duasının islami şeriata uygun olup olmadığı ve hangi derecede görülmesi gerktiği konusunda tartıştılar. Tanrı herşeyi bildiğine göre, hiçbir dua Onun isteğini değiştiremez. Ancak müslümanlar arasında duanın Tanrının hoşuna gittiği ve bu nedenle istenilmeye değer olduğu kanaati hakimdir. Tanrı imanlıları dua etmeye kendisi çağırmıştır (bkz. Kuran Bakara 186; Rad 14), ve dualarını işitmeyi vaadetmiştir (Kuran, Bakara 186; Mümin 60). O herşeyi ezelden görür ve lütfuyla kendi isteğiyle kabul eder. Rasyonalist (akılcı) feslsefeye eğilimli Mutaziller dilek dualarının etkisiz ancak yararlı olduğu, insanı Tanrıya karşı daha iyi bir tutuma, zavallı bir kulun (abd fakir) tutumuna soktuğu düşüncesindeydiler. Dilek duaları Tanrıyı değil, insanı değiştirir.

3. İbadet ve eylem

İbadetin gerçekliği kendisini insan kardeşine yönelik tavırda, özellikle adalet ve yoksullar için çaba göstermekte ortaya koyar:

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allaha, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allahın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir... (Kuran, Bakara 177).

III. Hristiyan görüşü

İbadet, kendini insanlara açınlayan Tanrıya yönelimdir. Bu yönelim kendini değişik şekillerde gösterip ifade edebilir: sözlü duada, meditasyonda, metin içeren ya da içermeyen müzikle, bedenin dansa varabilecek kadar yoğun hareketlerinde, tablolar, altar resimleri, aziz betimlemeleri ve ortodoks ikonaları41, vitraylar ve heykellerde ifadesini bulan sanatta. Bunların yanında örneğin ibadet yerinin düzenlenişi ya da ortodoks ve katolik kiliselerinde günnük kullanılarak duyuların teşvik edilmesi de buna dahildir. Aşağıda ister sesli, ister sessiz ya da içten edilsin, metinle bağlantılı ibadet şekli yeralır.

Hristiyan dua ve ibadeti kaynağını yahudi kökenleriyle İsanın dua yaşamından ve dua üzerine söylediklerinden alır.

1. İsa dua etti ve bizlere dua etmeyi öğretti

İnciller sık sık İsanın duasından bahseder. İsa, tek başına dua etmek için tek başına sakin bir yere çekilmeyi severdi. Özellikle büyük kararlar ve yaşamının dönüm noktaları öncesinde bazen bütün geceyi dua etmekle geçirirdi. Örneğin, müjdeyi açıkça duyurmaya başlamasından önce dua edip, oruç tutmak için çöle gitti, eziyetlere uğramasından önce de dua etti. Onun isteğiyle bir olma arzusu ile dolu olarak sürekli Babayla, Tanrıyla birlik içinde yaşadı. İsa dualarıyla derin bir şekilde yahudilik ve yahudiliğin kutsal yazılarında kök salar. Eski Ahitin dua kitabı Mezmurların sözlerini direk olarak ya da kendi ifade şekliyle söyler. Öğrencilerine de dua etmesini öğretir. Kişisel dua süslü püslü sözlere gerek duymaz ve boş sözler ve ifadelerden uzak olmalıdır (İncil, Matta 6,5-7). Havarilerinin ısrarlı dilekleri karşısında onlara Göklerdeki Babamız duasını öğretir. Baba, çünkü Tanrı bizleri çocukları olarak seviyor ve Babamız çünkü her dua, kişisel olan bile, diğer imanlılarla birlik içinde edilmiş olur. Bu seslenişi, Tanrıyla ilgili üç dilek ve insanla ilgili üç dilek takip eder.

İsa, eziyetlere uğrayıp çarmıha gerilmesinden önce son bir akşam yemeği kutladı, dirilişinin ardından bu yemekten hristiyanların büyük ayini, yani İsanın anısının kutlandığı efkaristiya gelişti. Bu, Babaya kendisini tamamen adamış olmasının ve – gözle görünür ya da maddi olmasa da – Mesihin gerçekten aramızda oluşunun sakramentidir (sakrament= kutsal iman gizi). Sonuç olarak hristiyan duası, İsanın duası gibi, en başta Babaya ibadet edilmesi, şükran sunma, fedakarlık, af, yardım ve umut dilekleridir.

İslami duadaki gibi hristiyan ibadetinde de ayin duaları ile kişisel, özel dualar ayrıdır. Bu noktada kişisel dua büyük önem taşımaktadır. İbadet hem kadın hem erkeklerce yapılır. Katolik ve ortodoks kiliselerinde efkaristiya ayini kılabilmeye yalnızca erkekler kutsanır.

2. Ayin

Bu belli tören kuralları ve metinleriyle cemaat tarafınan edilen bir ibadettir. Efkaristiya (katolikler tarafından kutsal missa ayini olarak da adlandırılır) hristiyan ibadeti ve yaşamının merkezi durumundadır. Katolik kilisesinde efkaristiya ayinini bir rahip kılar, ayin hergün serbestçe seçilebilen saatlerde kılınabilir. Hristiyanların özel bir şekilde dirilen Rabbi andıkları Pazar günlerinde efkaristiya ayini özellikle büyük bir tören şeklinde kutlanır. Katolik kilisesinde Pazar gününün ayini Cumartesi akşamları da kutlanabilir.

Efkaristiya ayini giriş, kutsal kitaplardan okumalar, daima İncilin ilk dört bölümünün birinden bir okuma, ardından vaaz ve Genel dua ile başlar. Daha sonra ekmek ve şarap sunularının hazırlanması, dönüşüm duasını da içeren büyük efkaristiya duası, ardından hep birlikte Göklerdeki Babamız duası ve en son olarak da kutsal sofra komünyon, yani imanlıların ekmek ve şarap görünümünde İsa Mesihi şahsen aldıkları bölüm yeralır.

Bu şekilde efkaristiya, büyük şükran duası (efkaristiya kelimesinin kökeni de yunanca şükran demektir), hristiyan cemaatinin ibadet ve övgüsü, Tanrı sözüne katılma ve kendini ekmek ve şarapta gerçekten sunan ve böylece imanlıları yaşam yollarında güçlendiren İsa Mesihle birlik demektir.

Katolik kilisesinde saatlik dualar din adamı olmayan cemaat için daha az, ama manastır cemaatleri ve rahipler için çok büyük önem taşır. Bu ibadetler, Kitabı Mukaddesten ve kilise atalarının yazılarından bir çok dua ve okumaları içerir. Mezmurları, ilahileri, karşılıklı okunan dua ve ilahileri ve dilek duaları da bu ibadetlerde yeralır. Manastırlarda günlük yedi defa okunur veya söylenir: Sabah, öğle akşam ve gece. Tek başına da bu ibadet kılınabilir. Protestan topluluklarında da duanın merkezi bir önemi vardır.

Sakramentlerin kutlanması (vaftiz, efkaristiya; ayrıca katolik kiliselerinde kuvvetlendirme, tövbe, evlilik, rahiplik, hastaların meshedilmesi) törensel kutlamalar şeklinde gerçekleşir. Yağmur, iyi bir hasat, kolay bir doğum vb. konular için ya da aynı şekilde hac gezileri sırasında da çoğu yerde yöresel gelenekler içinde törensel şekilde dua ve ibadet edilir.

3. Kişisel dua

Kişisel dua tek bir kişi ya da grupça edilir, örneğin akşamları aile duası. Dua tarzının esnekliğinin hristiyan ibadetinin öenmli bir işareti olduğu gibi, kişisel dua ve ibadetin ifade tarzı serbesttir. Kişisel ve topluca dua birbirleriyle rekabet içinde değildir ve birbirini bütünler durumdadır. Her ikisi de İsanın sürekli dua etmeye olan çağrısına uygundur (İncil, Markos 13,33; Luka 18,1-8; 21,36; bkz. Koloselilere Mektup 1,9; Selaniklilere 1.Mektup 5,17; Selaniklilere 2.Mektup 1,11).

Kişisel dua için sesli olarak ya da sessizce, tamamen özgürce seçilen sözlerin yanında kilisenin duaları örneğin Göklerdeki Babamız, mezmurlar, katolik kilisesinde ayrıca Selam sana Tanrının en sevgili kulu Meryem ya da başka dualar da edilebilir. Birçok hristiyan bunu yapar, özellikle sabah ve akşam, ya da bir kilise ya da şapeli ziyaret ettiklerinde. Birçok katolik karşılık şekilde Göklerdeki Babamız ve Selam sana, Tanrının en sevgili kulu Meryem dualarını içeren Gültesbihi duasını da ederler ki, Selam sana duası İsanın yaşamını düşüncenin merkezine yerleştirir. Gültesbihi duasını her gün en az bir kere edenler de vardır.

Dua yaşamlarını derinleştirmek isteyen hristiyanlar mümkün olduğunca hemen her gün meditasyon ve düşünerek duaya (kontemplasyon) zaman ayırırlar. Kutsal bir yerde ya da evde ayakta durarak, diz çökerek, oturarak ya da yere yüzüstü kapanarak Tanrının mevcudiyetinin bilincine varmak ve Onun sözlerini dinlemek için konsantre olurlar. Meditasyon teknikleri ile geliştirilebilen bu düzenli dikkati toplama ve kutsal yazıların sözlerine kulak verme alışkanlığı, Tanrının yakınında gelişmek için etkin bir yoldur. Katolik inancına göre bu, ister manastırda inziva yaşamında isterse sıradan günlük yaşamın ortasında olsun, lütuf dolu ruhsal yeteneklerin kazanılmasını sağlayabilir. Bunların dışında İsayı yoğun bir şekilde izlemek isteyen hristiyanlar, ister ayda bir gün isterse yılda bir hafta olsun, ruhsal egzersizlerde bulunurlar.

4. İbadetin yönelimi

İbadet Tanrıya yöneliktir. İsa Mesih aracılığıyla Kutsal Ruhta açınlanmış olan Tanrıya ibadet ederiz. İsaya yöneldiğimiz zaman, bunun iyi anlaşılması 5. bölümde Üçlübir Tanrı hakkındaki açıklamaların gözönüne alınması gerekir. İsada ve İsayla birlikte Kutsal Ruhun gücü içinde Tanrıya ibadet ederiz.

Katolik çevrelerde azizlere edilen dualar, azizlerin Tanrının yanında bizler için şefaatçi olmalarından kaynaklanır.42 İbadete layık olan yalnızca Tanrıdır, bu dualarda da duanın Tanrıya yönelik oluşu aynen korunur.

5. İbadetin, duanın anlamı

Dua; ibadet, şükran ve kendisiyle başkaları için yardım dileği temel tutumuyla şekillenir. Dua sayesinde her an Tanrının isteğini arama ve anlamaya yöneltiliriz. Bu, bir güç, esenlik, sevinç ve bereket kaynağıdır.

Belli dua saatleri yararlıdır. Bu dua saatleri farkında olmadan yaşamın diğer alanlarını da bereketler, öyle ki tüm yaşam bir ibadet haline gelir. Diğer yöndeyse gerçek bir fedakarlık yaşamı ibadeti güçlendirir. Böylece ibadet, sevinçlerimiz ve kaygılarımızın da bir parçasına dönüşür. İbadet, yaşamdan kaçmak için bir yol değildir. İbadet, insanın, yaşamın kişisel ve toplumsal olaylarında Tanrının mevcudiyetinin işaretlerini aramasını ve karar anlarında Tanrının isteğini sormasını sağlar. İbadet, yaşamın gücüdür, kendi kendimize ve başkalarına karşı olan tavrımızı etkiler ve yüreğimize işler (bkz. Korintlilere 1.Mektup 13).

6. Hristiyan ibadetinin çokçeşitliliği

Hristiyan ibadeti yüzyıllar boyunca gelişim göstermiş, çok sayıdaki halkların kültürel özelliklerine uygun şekilde yer ve zaman içinde farklı formlar kazanmıştır. Her bir kültüre uyum konusu gerilimli ancak yeni ibadet formlarına yöneltebilecek gerekli bir süreçtir. Bu özellikle islami ülkelerde geçerlidir. Orada hristiyanlar bu halkların ruhsal deneyimlerinin zenginliğini entegre etmeye ve ibadet tarzına dönüştürmeye çalışmaktadırlar.

IV. Hristiyanlar yanıtlıyor

1. İbadet ve dua kelimelerinin Almanca ve Arapçada anlamlarının farklı olabileceğini gözönünde bulundurmak gerekir (bkz. yukarıda 1. bölüm).

2. Yalnızca kıyaslanabilecek olan şeyler kıyaslanmalıdır: örneğin müslümanların törensel ibadeti olan namaz ile hristiyanların törensel ibadetleri (efkaristiya ayini ile saatlik dualar). Burada bu ibadetlerin şekli ve toplumsal özellikleri, ibadet tarzları ve ayrıca günlük ve haftalık olma özellikleri kıyaslanabilir. İslami dilek dualarına hristiyanların Tanrı övgüleri ve kişisel duaları uygun düşmektedir, islami Tanrıyı düşünme (zikr) yöntemlerine de hristiyanların Tanrıyı düşünerek dua şekilleri (kontemplasyon) uygun düşmektedir.

3. Hem hristiyan hem de müslüman ibadetinde ortak olan öğeler gözönüne alınmalıdır. Buna dahil olanlar:

- ibadet ve şükranda olduğu gibi aynı anlam ve yönelim oluşu;
- günlük ve haftalık olarak hemen hemen aynı zamansal planlamaya sahip olması;
- metinlerin benzerliği, örneğin müslümanlarca kolay anlaşılabilecek olan mezmurlar;
- belli bedensel tutum ve davranışlar.

4. İslami ibadetin şekilselliği ile hristiyan ibadetinin içselliğini kıyaslamaktan kaçınılmalıdır. Doğal olarak hristiyan ve müslüman ibadetleri ifade tarzı açısından farklıdırlar, ancak öz itibariyle her ikisinin de içsel ve dışsal boyutları vardır. Ayinsel dış görünüm hristiyanlar için de müslümanlar gibi önemlidir.

5. Hristiyanlarda ibadetten önce abdestin olmaması konusunda; İsanın zamanından önce yahudi dininde de günümüzde islamiyette olduğu gibi kurala göre ve ibadet için temizlik çok sıkı bir şekilde gerekliydi. İsa, büyük peygamberlerin geleneğine uygun şekilde şekilciliğe karşı çıktı ve gerçek ibadete ve doğru insani ilişkilere çağırdı. Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da ayakyoluna atıldığını anlamıyor musunuz? Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur. Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, ahlaksızlık, hırsızlık, yalan tanıklık ve iftira hep yürekten kaynaklanır. İşte bunlar kirletir insanı. Yıkanmamış ellerle yemek yemek ise insanı kirletmez (İncil, Matta 15,17-20; bkz. Markos 7,14-23). Şu özellikle geçerlidir: İsa ve Ona bağlı olarak hristiyanlık dini için cinsellik Tanrının armağanlarından biridir ve ne erkek ne de kadın için bir kirliliğe yolaçmaz. Ancak hristiyanlar bu konuda insani ve sorumlu davranmak zorundadırlar.

6. Tanrının layık olduğu saygıyı gereğince ifade etmek hristiyanın görevidir. Katolik cemaati için örneğin kilise ya da şapele girişte kutsanmış suyla haç işareti çıkarmak, ya da ayin sırasında rahibin ellerini yıkaması gibi gelenekler yüreğin temizliğinin sembol teşkil ederler. Bunun yanında örn. efkaristiya ayinin başında topluca tövbe ve af dileğinin vurguladığı gibi yüreğin temizliği en önemli yere sahiptir.

7. Hristiyanlar kilise için, devlet yöneticileri için, bütün insanlar için ve elbette kendileri için de dua ederler. Yakınları ve kendilerinden sorumlu oldukları insanlar için de dua ederler. Sık sık ve tüm yürekten müslüman komşuları için de dua etmeyi öğrenmelidirler. Aynı şekilde müslüman dostlarından da kendileri için dua etmelerini dilemelidirler. Böylece hristiyanlar ve müslümanlar Tanrı önündeki bağlılıklarını ifade edebilirler.

8. Hristiyanların ve müslümanların birlikte dua edebilmeleri konusunda değişik olasılıklar vardır:

a) Kilisede ayinler. Müslümanların kiliselerimizi ya da diğer ibadet yerlerimizi ziyaret etmek ya da sessizce dua etmek veya sessizce hristiyanların ibadetlerini izlemek isteklerine karşı çıkılmamalıdır. Kilisenin efkaristiya ya da saatlik duaları gibi ibadetlerine aktif ve açıkça katılabilmek için kilisenin cemaatinin üyesi olmak önşarttır. Bu ise hristiyan imanını kabul etmek demektir. Müslümanların tek Tanrıya olan inancın kazandırdığı birlik ruhu içinde ibadetlerimizde yeralmaya davet edilmeleri başka bir şeydir. Yerel alışkanlıklara uygun şekilde ibadet yerine gereken saygıyı göstermek müslümanlar için çok doğaldır

b) Bir hristiyan ibadet veya töreni bir müslümanı direk olarak ilgilendiriyorsa, örneğin bir cenaze, bir müslüman ve hristiyanın evliliği, bir hristiyan akrabanın, komşunun ya da arkadaşın vaftizi gibi törenlerde müslümanlar bu törenlerin hristiyan karakteri taşımasını anlayabilirler. Bu hem töreni hem de metinleri içerir. Aynı zamanda kilisenin yönergeleri okumalar ve vaazlar konusunda farklı katılımcı gruplar ve şartlar için bir uyarlamayı gözönünde tutarlar. Belli bir tören kuralının başka dinlere mensup kişiler için rahatsız edici olması ihtimali nedeniyle törende anlamlı değişiklikler yapılması yararlı olur.

Böylesi törenlerde bir islami ruhsal metnin kullanılması yararlı olabilir. Buna özellikle resmi olmayan, örneğin islam tasavvufçularının metinleri uygun olur. Ancak Kuran ya da islami ibadet metinlerinin kullanılması tavsiye edilmez.

Arada bir müslümanlardan bir cenaze töreni sırasında ölünün ruhu için Fatiha43 suresini okumalarının rica edildiği olmuştur. Müslümanlar buna teşekkür etmişlerdir. Bununla birlikte yerel kilisenin yönergeleri çerçevesinde kalmak ve imanlılar arasındaki kardeşçe sevgi ortamını korumak önemlidir.

c) Dua toplantısı, görüşmeler, konferanslar gibi umuma açık dinlerarası toplantılarda her dini grup sırasıyla kendi inançlarından bir metni okumalı (Kitabı Mukaddes, Kuran...) diğer katılımcılar da bunu sukunetli bir dikkatle izlemelidirler. Burada dikkat edilmesi gereken, müslümanların normalde Göklerdeki Babamız duasının ilk iki kelimesini söylemeyi reddetmeleri ve sözleri tamamen Kitabı Mukaddeste kaynak bulan ve genel olarak resmi bir dua niteliği taşıyan Fatiha suresinin (Kuranın açılış suresi) müslümanlarca kendilerine mahfuz olarak görüldüğüdür.

d) Birbirlerini iyi tanıyan ve senkretizmus (dinleri birbirine karıştırma) tehlikesinin bilincinde olan küçük müslüman ve hristiyan grupları için daha büyük esneklik mümkündür. Bu gruplarda b) maddesinde söylenenin ötesinde her iki inancın tasavvufçularının resmi olmayan metinleri ya da şahsen formüle edilen metinler birlikte okunabilir. Aynı şekilde bu gruplarda doğaçlama (o anda yüreğe gelenler) dua da edilebilir. Göklerdeki Babamız ve Fatiha gibi temel dualar, katılımcıların hepsi de onaylıyorsa ve kimse bu nedenle kendini rahatsız hissetmeyecekse birlikte okunabilir.44 Ancak çoğu şey mevcut olan topluluktaki atmosfere bağlı olacaktır.

e) Eğer bir grup müslüman, çocuklar ya da ebeveynleri bir hristiyan yapı, örn. bir okul içinde kendileri için mescid türü bir ibadet yerinin düzenlenmesini isterlerse buna olumlu yaklaşılmalıdır.

Avrupada artık hristiyanlarca kullanılmayan kilise ve şapellerin bir süre için ya da tamamen müslüman cemaatlerine ibadet ya da islami cemaatin diğer aktiviteleri için açılması konusunda ortak bir kanı henüz yoktur.45

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar