Hz. İsanın annesi Meryeme dua edilmesi Allaha eş koşmak değil midir?


Her iki soruyu da ve bunlarla ilgili olası diğer soruları da (1) Kitabı Mukkadesin tanıklığına göre Meryemden bahsederek, ardından (2) Meryemin Tanrıanası ünvanının hristiyan imanındaki anlamından bahsederek ve (3) Kilisenin Meryem hakkındaki yeni dogmalarından bahsederek yanıtlayacağım.

1. Kitabı Mukaddesin tanıklığına göre Meryem

İncilin merkezinde Meryem değil İsa Mesih yeralmaktadır. Ancak Meryem Onun annesidir. Bu nedenle kendisinden bahsedilmektedir. Bu yaşam öyküsü şeklinde değildir. Kutsal kitabın Meryem hakkında anlattıkları bundan çok daha ötedir: Meryemin Tanrıhalkının kurtuluşu için anlamı ortaya konulmaktadır. Meryem, daha Eski Ahitte karşımıza çıkan Tanrısal etkenliğin bağlamında ele alınmaktadır. Bununla kastedilen şudur:

Kadınlar Tanrıhalkını kurtarırlar. Bunlar bazen kahraman kadınlardır (Debora, Yudit, Ester), bazen de halkın büyüklerindenö önderlerinden birine yaşam veren anneleridir (Sara, Rebeka, Hanna). Kitabı Mukaddesteki bu çizgi Meryemde zirvesine erişir. Meryem, Mesihe, Tanrıoğluna yaşam armağan etmektedir. Atalarının (İbrahim) inancını tamama eriştirmektedir. Bu nedenle Meryem, Tanrıhalkının örneği olan Siyon kızı dır. Büyük şükran duası olan Magnifikat (Luka 1,46-55) ilahisinde kendisini İsrailin tarihine katar, Eski Ahitin büyük vaizleri gibi, peygamber gibi konuşur: Yücelik yalnız Rabbindir; Onun önünde dünyasal kudretin ve dünyasal zenginliğin hiçbir anlamı yoktur! Meryem bu temel düşünceyi kendi yaşamında gerçekleştirmiştir. Yaşamını tamamen Tanrısal Oğluna adamıştır. İsanın görkemli günlerinde Meryem arka planda kalmaktadır, ancak Oğlu haçtayken Meryem yanındadır. Arayış ve anlama gayreti içinde yaşam yolunu gider, herşeyi derin derin düşünerek yüreğinde saklar (Luka 2,19), endişe ve hayal kırıklıkları da yaşar, acılar çeker. Kutsal kitap tüm bunlardan bahsetmektedir.

Meryemin sevgisi tamamen Tanrıya yöneliktir, yaşamını koşulsuz biçimde kendisine verilmiş olan akılalmaz yücelikteki göreve adar. Bu nedenle daima bakire olarak kalır, çünkü Tanrıya söz verdiği gibi (Luka 1,38) yalnız Rabbin kulu olmak ister.

Evanjelik Yetişkinler Katekizmi kutsal kitabın Meryem hakkında söylediklerini şöyle özetler: Meryem, Tanrı Sözünün örnek dinleyicisi olarak gösterilir, Tanrının isteğine Evet diyen Rabbin kulu olarak, kendisinden değil ancak Tanrının lütfuyla herşey olan kişi olarak. Bu nedenle Meryem, Tanrının isteğine kendini açan ve Onun lütuflarına nail olan insanın, imanlılar topluluğunun, kilisenin asıl örneğidir. Meryem, İncilin bir parçası durumundadır. Eğer eksik olsa Tanrının kurtarıcı etkenliğinde önemli bir şeyler eksik olurdu.

Bu nedenle hristiyanların Meryemi neden onurlandırdıkları anlaşılabilir. Bizlere kurtuluşu armağan etmiş olan tek kişi vardır: İsa. Ancak bizlere kurtuluşu sunanı kabul etmiş olanın bir kadın olması anlamlı değil midir? Meryem meleğe: Bana dediğin gibi olsun! demişti – ve böylece Kurtarıcının annesi olmuştur. Bu, insanlığın Tanrıya Evet sözüydü.

2. Tanrıanası Meryem

İman açıklaması ... Bakire Meryemden doğdu demektedir ve Kitabı Mukaddeste bizlere anlatılanları özetlemektedir. Noel öyküsü Meryemin çocuğunu, İsayı bütün anneler gibi karnında taşıdığını ve bizler için dünyaya getirdiğini çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. Meryem, İsanın annesidir. Alışılmışdan daha derin bir manada anne: Tanrıoğlunu bedenine kabul etmeden önce Onu imanda kabul etmişti...

Meryem meleğin mesajını başlangıçta tam olarak anlamamıştı: Bu nasıl olur diye sorar, çünkü hiçbir erkekle beraber değildir. Ve melek yanıtlar: Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, en yüce Olan'ın gücü senin üstüne gölge salacak! Kutsal kitap burada Eski Ahiti anımsatan ifadeler kullanmaktadır: Tanrı kendisi bir bulutta İsrailin üzerine gölge salmıştı ve kutsal çadırı konutu olarak saymıştı. Kutsal kitap böylesi sözleri seçmekle şunu söylemektedir: Meryem Tanrının konutudur, Tanrı Onun aracılığıyla bizlere gelmektedir.

Matta İncilinde onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh'tandır (1,20) diye yazılıdır. Kilise şöyle öğretir: Meryem çocuğuna bakire olarak hamile kalmıştır, hiçbir erkeğin katkısı olmaksızın. Bazıları burada büyük bir problem görmektedirler. Ancak Oğlu insan bedeni alacaksa, Tanrı neden alışılmadık bir şekilde davranmasın? İşte özellikle Meryemin bakire olarak hamile kalması, İsa ile gerçekleşen yeni başlangıcın yalnızca ve tamamen Tanrıdan geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ancak tüm bunlar Meryem iman ettiği ve kabul ettiği için gerçekleşmektedir. Bu nedenle Meryem Tanrıanası olur. 431 yılında Efes Konsili Meryem için bu ünvanı belirlemiştir ve Luther ile diğer reformistler de bu ünvana bağlı kalmışlardır. Elbette ki Meryem Tanrıyı Tanrı olarak doğurmamıştır; çünkü Meryem bizler gibi Tanrı tarafından yaratılmış bir insandır. Meryem insan İsayı doğurmuştur, ancak İsa tek kişide hem Tanrı hem insandır. Eğer insan İsa Mesihe Tanrıoğlu olarak iman ediyorsa, Meryemi de Tanrıanası olarak onurlandırması gerekir.

Bu yüzden Meryem bizim de annemizdir, çünkü biz hristiyanlar Mesihte biriz, Onun bedeninin üyeleriyiz. Meryemin sevgisi tamamen Mesih içindi, böylece hem de bizim içindir. Meryeme şefaatçimiz, annemiz, umudumuz olarak seslenebiliriz. Bütün sıkıntılarımızı Ona anlatabiliriz. Bunları kendi aramızda da yapmıyor muyuz? Hepimiz Mesihe ait olduğumuz ve Onda bir olduğumuz için, birbirimizi de karşılıklı olarak şefaat dilemeye çağırıyoruz: Benim için dua et! Bu çağrı en başta, Rabbe hepimizden daha yakın olan Tanrıanası için geçerlidir.

Elbette ki Meryeme tapınılmaz. İnsan yalnızca Tanrıya tapınmalıdır. Ancak İsa Mesihin eşsiz konumuna halel getirmeden Meryemin şefaatini dileyebiliriz, çünkü Onun şefaati de yalnızca Tanrının İsada gerçekleştirdiği kurtarıcı eylemden güç almaktadır. Her kim Meryeme seslenip onurlandırıyorsa, bununla aynı zamanda tek Aracı ve Tanrıoğlu İsa Mesihe imanını da ortaya koymaktadır.
Meryem hakkında yalnızca teorik olarak konuşmamak gerekir. Onu gerçekten sevmek gerekir. Ancak o zaman Meryemin yalnızca hristiyanlar için değil, bütün insanlar için anlamını kavramak mümkündür. Meryem Tanrıanasıdır ve böylece bizim, evet bütün insanların anasıdır.

3. Meryem hakkındaki yeni dogmalar

Neden zamanımızda, İsadan neredeyse 2000 yıl sonra yeni iman öğretileri ortaya konur? Neden Papa 1854 yılında Meryemin lekesiz varoluşu hakkındaki iman öğretisini duyurur, neden Meryemin bedeni ve ruhu ile cennete alındığı ilk 1950 yılında açıklanır?

Bunlar haklı sorulardır. Tanrının bizlere açınlamak istediği şeyler çoktan söylenmiştir. Havarilerin öğretisinde aktarılan İsanın mesajı tamamlanmıştır, devamı yoktur. Tamamı önümüzdedir. Ancak önümüzdeki keşfedilmemiş bir ülke gibi durmaktadır. İşte bunu araştırmamız gerekmektedir. Kilise başlangıçtan beri imanın gizemlerini daha derinden anlamaya, yeni bilgi ve bağlantıları bulmaya çalışmaktadır.

Bunu şöyle bir benzetme ile açıklamak mümkündür: Bir diayı perdeye yansıtmak istiyoruz, resim perdede görünüyor. Ancak daha çok net değil. Resimdeki asıl şeyi tanımak mümkün, ancak resmin önemli bir bölümü o kadar net değil. Şimdi objektifi daha net hale getiriyoruz. Resmin ayrıntıları ortaya çıkıyor. Bu ayrıntılar da elbette dianın üzerindeydi, ama ancak şimdi tanıyabiliyoruz. İman konusunda da böyledir. Kilisenin düşüncesi ve duasında yüzyıllar boyu imanın objektifi gitgide daha net hale gelmektedir. Zamanın sonuna dek imanın zenginliğini tamamen anlamayı başarmış olamayacağız.
Bu benzetme ile bir şey daha belirginleşir: Ayrıntılar ancak resmin bütünlüğü içinde belirgin hale gelir. Ayrıntıları tek tek insan ya hiç göremeyebilir ya da tamamen yanlış anlayabilirdi. Meryem hakkındaki her iki dogmada da böyledir. İmanın bütünlüğünden kaynaklanmaktadır, kutsal kitabın bazı cümlelerinden değil.

Meryem, Tanrının lütfuna erişen insanın asıl örneğidir, İsrail halkının seçilişi Onda bütünlüğe erişmektedir. Mesihi, yani ışığı, yaşamı ve Tanrının dolu dolu lütfunu bizlere getirmek için Tanrı tarafından seçilmiştir. Bu nedenle kendisinin de lütufla dolu (Luka 1,28) olması gerekir. Bunun anlamını kilise yüzyıllar süren bir algılayış sürecinden sonra 1854 yılından açıkça bir iman ifadesine dönüştürmüştür: Meryem, yaşamının ilk anından itibaren Tanrıya uzak ve karanlık olmak muaftır; yani miras günahtan uzaktır. İsanın bizler için haçta sağladığı şey, bizlere vaftizde armağan olan şey Meryem için yaşamının daha başlangıcında uygulanmıştır, çünkü O İsanın annesi olacaktı.
Özellikle bu dogma hakkında bir çok saçma ifadeler kullanılmaktadır. Bazıları burada Meryemin ana rahmine düşmesini, Mesih İsanınki ile karıştırmaktadırlar. Onların Kilise Yılını incelemeleri gerekir. Meryemin Lekesiz Varoluşu 8 Aralıkta kutlanır, tam olarak Meryemin doğumu bayramından (8 Eylül) 9 ay önce. Bu yanlış ifadeleri kullananların kastettikleri şey Rabbin ana rahmine düşüşünü kasteden Meleğin Müjdesi Bayramıdır ki, Noelden 9 ay önce kutlanır.

Kilisenin cinselliği kirleten birşey olarak gördüğü düşüncesi tamamen yanlıştır. Yaşamımıza lekeli (miras günah) başlamamızın sebebi insani cinsellik değil, karanlık ve Tanrıdan uzaklaşmış dünyanın parçası olmamızdandır. İşte Meryem asla böyle olmamıştır. Yaşamının ilk anından itibaren Tanrının ışığında olmuştur. Meryemin bedeni ve ruhu ile cennete alınmasının nedeni Mesihe olan eşsiz yakınlığı ve bağlılığındandır. Zamanın sonunda hepimize armağan olacak olan şey, bedenin dirilişi, Mesihin annesi olduğu için Onda şimdiden gerçekleşmiştir. Tanrının yüceliği için belirlenmiş olan insan bedeni zamanımızda savaşlar, uyuşturucu, pornografi korkunç bir şekilde metalaştırılıp, onursuzlaştırıldığı için bu öğreti günümüzde özellikle önemlidir.
Meryemde bizlere daima kendi onurumuz ve umudumuz gösterilir. Tanrının bizde nasıl büyük şeyler gerçekleştirmek istediğini Onda görürüz. Kim bunu bir defa kavrarsa, Meryemi onurlandırmaktan asla vazgeçmeyecektir.
(Küçük değişikliklerle alıntının yapıldığı eser: Winfried Henze, Glauben ist schön. Ein katholischer Familienkatechismus. Harsum: Druckhaus Köhler, 2001. ISBN 3-7698-0887-8, s. 69-76)

Magnifikatın metni (Luka 1,46-49):
Canım Rab'bi yüceltir; ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar.
Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi.
İşte, bundan böyle tüm kuşaklar beni mutlu sayacak.
Çünkü güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı. O'nun adı kutsaldır.

Meryem Ananın şefaatini dilemek için edilen dua
Selam sana Tanrının en sevgili kulu Meryem,
Rab seninledir.
Kadınlar arasında en mübareği sensin
ve mübarektir senin evladın İsa.
Aziz Meryem, Tanrıanası,
Biz günahkarlar için
Şimdi ve ölüm saatimizde dua eyle.
Amin.

İsayı, Onun sevgili annesinin sevdiği gibi sevmeye gayret etmeliyiz. O Tanrıya en yakın olandır. Ona yaklaştığımız zaman, Tanrıya yaklaşmış oluruz.
(Maksimilyan Kolbe (1894-1941) Polonyalı Fransisken rahibi, Polonya ve Japonyada katolik basının organizatörü; Auschwiyz toplama kampında yaşamını idam edilmek üzere olan genç bir aile babasının yaşamını kurtarmak için feda etmiştir.)

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar