Tanrının kurtarma isteği ve İsanın fidye olarak bizim için canını vermesi


İsanın haçta utanç verici bir biçimde ölmesi yahudi insanı için Tanrının bir yargısı, bir lanet durumundaydı (bkz. İncil, Galatyalılara Mektup 3,13), Romalılar için bir utanç, ve çok sayıda tanıklığın ortaya koyduğu gibi alay edilmesi ve aşağılamak için bir sebep durumundaydı. Havari Pavlus Korintlilere 1. Mektubunda şöyle yazıyor: Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler ise bilgelik ararlar. Ama biz, çarmıha gerilmiş olan Mesih'i tanıtıyoruz. Yahudiler bunu bir yüzkarası, diğer uluslar da saçmalık sayarlar (1,22-23).

Bu nedenle ilk hristiyanların müjdeyi duyurusu için bu haç skandalını doğru anlamak zor bir görevdi. Ancak İsanın Son Akşam Yemeği sırasındaki sözlerini hatırlamaları ve İsanın Tanrı tarafından diriltilmesinin ışığında şunu tam olarak anladılar ki, İsanın böylesi kötü biçimde öldürülmesi tarihin önplanında insanların inançsızlığı ve düşmanlığı ile gerçekleşmiş görünse de, bunun geri planında Tanrının isteği, Tanrının kurtarıcı planı, evet Tanrının sevgisi yatar. İlk hristiyanlar İsanın acı ve ölüm üzerinden giden yolunda, Eski Ahitte halihazırda önceden belirtilmiş olan Tanrısal bir gerekliliğin mevcudiyetini gördüler (bkz. İncil, Markos 8,31; Luka 24,7.26.44). Bu nedenle Pavlusun iman ettiği zaman, cemaatlerinde hazır bulduğu, Yeni Ahitin en eski aktarılarında İsa Mesihin Kutsal Yazılar uyarınca bizim için canını verdiği (bkz. İncil, Korintlilere 1.Mektup 15,3) yeralmaktadır. Pavlus, Eski Ahitte Yeşaya kitabındaki Tanrı kulu ile ilgili dördüncü ilahinin (bkz. Eski Ahit, Yeşaya 52,13-53,12) ışığında, İsanın ölümünde, kendi Oğlunu dahi sakınmayıp, Onda dünyayı kendisiyle barıştırmak için (bkz. İncil, Korintlilere 2.Mektup 5,18-19) bizim için feda eden (bkz. İncil, Romalılara Mektup 8,32.39; Yuhanna 3,16) Tanrının sınırsız ve tarif edilemez sevgisini görmektedir: Haç, kendini alçaltan Tanrının sevgisinin en belirgin olduğu yerdir. Eski Ahitte Yeşaya kitabından anılan bölüm şöyledir:

İşte, kulum akıllıca davranacak, yüksek, ve yükselmiş, ve çok yüce olacak. "Nasıl ki, çoğu sana şaştılar (onun görünüşü insanınkinden, ve şekli adam oğullarınınkinden o kadar bozulmuştu), böylece çok milletleri şaşırtacak; kırallar ona ağızlarını kapıyacaklar; çünkü kendilerine anlatılmamış olanı görecekler; ve işitmediklerini anlayacaklar.
Haberimize kim inandı? ve RABBİN bazusu kime izhar olundu? çünkü onun önünde körpe fidan gibi, ve kurak yerden kök sürgünü gibi çıktı; ne biçimi ve ne de güzelliği vardı; gösterişi de yoktu ki, kendisine bakınca gönlümüz onu çeksin. Hor görüldü, ve insanlar tarafından bırakıldı; acıları tanımış, elemler adamı; ve insanların kendisinden yüzlerini örttükleri bir adam gibi hor görüldü, ve biz onu saymadık.
Gerçek acılarımızı o taşıdı, ve elemlerimizi o yüklendi; gerçek biz sandık ki, o cezaya uğradı, Allah tarafından vuruldu, ve alçaltıldı. Fakat günahlarımızdan ötürü o yaralandı, fesatlarımızdan ötürü o zedelendi; selâmetimiz için olan ceza onun üzerine indi; ve onun berelerile biz şifa bulduk. Hepimiz koyunlar gibi yolu şaşırdık; her birimiz kendi yoluna döndü; ve RAB hepimizin fesadını onun üzerine koydu.
Ona kötü muamele ettiler, fakat alçaltıldığı zaman ağzını açmadı; boğazlanmağa götürülen kuzu gibi, ve kırkıcılar önünde dilsiz duran koyun gibi, ağzını açmadı. Gaddarlıkla hükmolunarak kaldırıldı; onun zamanında yaşıyanlar arasında kim düşündü ki, diriler diyarından kesilip alınması kavmımın günahından ötürü idi? vuruş ise, kavm içindi. Ve haksızlık etmediği, ve ağzında hile bulunmadığı halde, kabrini kötülerin yanında yaptılar, ve ölümünde zengin adamla beraberdi.
Fakat onu ezmek RABBE hoş göründü; onu eleme düşürdü; onun canı günah takdimesi edilince, zürriyetini görecek, ömrünün günlerini uzatacak, ve RABBİN muradı onun elinde ileri gidecek. "Canının emeği semeresini görecek, ve doyacak; salih kulum bir çoklarını kendi bilgisile salih kılacak; ve fesatlarını kendisi yüklenecek
Bundan dolayı büyüklerle beraber ona pay vereceğim, ve çapul malını zorlularla beraber paylaşacak; çünkü canını ölüme döktü, ve günahkârlarla sayıldı; çoğunun suçunu da o taşıdı, ve günahkârlar için şefaat etti (Yeşaya 52,13-53,12)

İsanın Tanrı tarafından feda edilmesine, İsanın da Babanın isteğine itaatle (işte islam kelimesinin fiil olarak asıl anlamı budur) kendini bizim için feda etmesi yanıt olarak uygun düşmektedir. İsanın ölümünü yaşam fedakarlığı olarak bu şekilde yorumlamak bizleri İncilci tanıklığın en merkezine yöneltir.
Bizleri temsil etmesi düşüncesi temel bir insani özelliği, yani bütün insanların dayanışma içinde bağlılıklarını ele alır. Kitabı Mukaddes bu düşünceyi alıp yeni bir anlamda tüm kurtuluş tarihinin temel yasası haline getirir: Adem bütün insanlığın temsilcisi durumundadır ve günahta herkesin dayanışmasını başlatır, İbrahim bütün soylar için bereket, kutsama olarak çağrılır (bkz. Eski Ahit, Tekvin 12,3), İsrail bütün halklar için ışık olarak (bkz. Eski Ahit, Yeşaya 42,6). Kitabı Mukaddes bu düşünceyi, başkalarının suçu uğruna acı çeken Tanrı kulunu anan dördüncü ilahide belirginleştirir (bkz. Eski Ahit, Yeşaya 53,4-5.12).

Kitabı Mukaddes için böyle merkezi bir anlam taşıyan başkalarının uğruna kendini feda etme düşüncesi, iman içerisinde İsanın ölümünün de bizler için sağaltıcı anlam taşıdığını anlaşılır kılmak için özellikle uygundur. Tüm insanların günahta dayanışmasının sonucu, herkesin ölüm yazgısında da dayanışma içinde olmasıdır. Burada insanın karanlık ve umutsuz durumu kendini gösterir. Yaşamın doluluğu olan İsa Mesih ölümde bizimle dayanışma içine girmekle, kendi ölümünü yeni bir dayanışmanın temeli haline getirmiştir. Onun ölümü şimdi ölüm yazgısına mahkum olan herkes için yeni bir yaşama kaynak olmuştur.

İsanın ölümünün bizleri temsilen acı çekip, can vermesi şeklindeki yorumu asıl olarak yine İsaya dayanmaktadır. Bunu o çok eski sözü göstermektedir: Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye olarak vermeye geldi (İncil, Markos 10,45).
İsanın kurban olarak ölmesi ile ilgili Kitabı Mukaddes düşüncesi de günümüzde çoğu insan için anlaşılması zor gelmektedir. Kurban düşüncesinin daha derin anlamını kavramak istiyorsak, kurban konusunda öncelikli olanın kurban sunusunun dış görünüşü vs. olmadığını bilmeliyiz. Sunulan kurban kişisel kurban sunma düşüncesinin yalnız işareti durumundadır; bu içsel tutum elbette dışa yansımalı ve kendini göstermelidir. İsada bu şahsi tam fedakarlık, teslimiyet (islam) kurban ile bir ve bütündür; İsa hem kurban hem de kurbanı sunan rahip durumundadır. Bu şekilde Onun kurbanı mükemmel olan kurbandı; bu bir defalık ve ebediyen geçerli kurbanın (bkz. İncil, İbranilere Mektup 9,11-28) yalnızca gölgesi şeklinde önbildirileri durumunda olan diğer bütün kurbanların tamama erişiydi. Bu nedenle İbranilere Mektup bu kurbanda sözkonusu olanın maddi kurban sunusu değil, İsanın Babaya itaat içerisinde kendini feda etmesi olduğunu söyleyebilmektedir (bkz. İncil, İbranilere Mektup 10,5-10). Bu bütün insanlığı temsil eden tam fedakarlıkta, Tanrıdan uzaklaşmış ve ybancılaşmış olan insanlık, yeniden Tanrıyla birlik içinde olur. Bu nedenle İsa bu bir defalık kurbanı ile Tanrı ve insanlar arasında aracıdır (bkz. İncil, Timoteyusa 1.Mektup 2,5).
Bu düşünceyle bağlantılı olan diğer betimlemeler bedelini ödeyerek özgür kılmak, kurtarmak ve sağaltmak tır.

Tüm bu çeşitli betimlemeler ve ifadelerde sözkonusu olan temelde tek ve aynı konudur. Hepsi de yeni bir şekilde, İsanın, Tanrı ile insanlar arasında ve yine insanların kendi arasında barışı kurmak için hepimizi temsilen itaati ve fedakarlığı ile ebediyen sağladığı Tanrının karşılayan ve kurtaran sevgisini duyurmayı amaçlarlar. Bu nedenle Efeslilere Mektup Mesih bizim barışımızdır diyebilmektedir (bkz. İncil, Efeslilere Mektup 2,14). Günahın Tanrı ile insan arasında ve insanlar arasında ve insanda yolaçtığı yabancılaşma, İsada yeniden sağaltılmış ve esenliğe dönüşmüştür. Bu yüzden haç, Tanrıya ve insanlara düşman bütü güç ve kudretlere karşı zaferin sembolüdür, bir umut sembolüdür.

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar