İRAN'DA NEVRUZ


Diğer Ortadoğu topluluklarında olduğu gibi İranlılarda da oldukça erken dönemlerden itibaren yeni yıl kutlamaları görülmektedir. Her ne kadar Avesta’nın eldeki mevcut nüshasında bu kutlamalarla ilgili herhangi bir bilgi mevcut değilse de İran’da Zerdüşt öncesi dönemlerden itibaren hasat kutlamalarını ifade eden Mihrican’la (Mehregan, Mihragan) bahar kutlamalarını ifade eden Nevruz’un var olduğu bilinmektedir (Bakınız Widengren, 1968:58-67; Yarshater, 1987:341). İranlılarca kendi dillerinde Nevruz (No Roz) yani “Yeni Gün” diye adlandırılan ve aynı zamanda yılbaşı festivali olarak da kutlanan bahar bayramının kutlanılışına dair deliller Akemenidler dönemine ait kabartmalarda mevcuttur. Bu döneme (MÖ 559-330) ait saray duvarlarında bulunan temsili resimler, birçok bilim adamının da vurguladığı gibi (Boyce, 1979:57; Eliade, 1978:320) büyük ihtimalle Nevruz bayramında krala yapılan yıllık hediye takdimini temsil etmektedir.

Geleneksel İran düşüncesi, İran’da güneş takviminin ilk ayı olan Fervardin ayının ilk gününde bahardaki gündüz-gece eşitliği döneminde kutlanmaya başlanan Nevruz festivalini efsanevi İran kralı Cemşid’le ya da Mecusiliğin kurucusu Zerdüşt’le ilişkili olarak görür. Başta MS 11. yy’da yazan Şehname yazarı Firdevsî olmak üzere birçok kişiden gelen rivayetler Nevruz’un kurumsallaşmasını Cemşid’e dayandırır. Buna göre Nevruz bayramı Cemşid’in, ifritlerce çekilen ilahi bir saltanat arabasıyla göklere yükselmesi anısına kutlanmaktadır. Saltanat arabasını çeken bu ifritleri Cemşid’in yakaladığına ve insanların hizmetine verdiğine inanılır (Yarshater, 1978:341).

Bir başka inanış ise Nevruz’u Zerdüşt’le irtibatlı görür. Buna göre Zerdüşt, eskiden beri var olan ve ateşin kutsiyeti anısına kutlanan bahar bayramını Nevruz şeklinde düzenleyerek yeniden tesis etmiştir (Boyce, 1979:34). Zerdüşt’ü Nevruz bayramının başlatıcısı olarak gören bu görüşün çeşitli Ortaçağ İslam kaynaklarınca da benimsenmiş olduğu bilinmektedir.

Burada bazı araştırıcılarca dile getirilen, Şehristani ve Mes’udi gibi çeşitli İslam alimlerinin, Zerdüşt’ün kuzey İran’da Azarbaycan bölgesinde doğmuş olduğuna ilişkin görüşlerine dayanarak, Zerdüşt’ün bir Türk olabileceği ve dolayısıyla Zerdüşt tarafından başlatılan Nevruz bayramının da bir Türk bayramı olduğu yaklaşımının pek tutarlı olmadığını belirtmek gerekir. Zira, şu anda Azarbaycan’ın yer aldığı topraklarda doğmuş olduğu kabul edilse bile, yaklaşık olarak MÖ 6. yy’da yaşayan Zerdüşt’ün kendisinden 1400-1500 yıl sonra Orta Asya’dan göçler sonrası o yöreye gelip yerleşen Türk boylarıyla bir ilgisinin olmadığını/olamayacağını hatırda tutmak gerekir.

Nevruz, İslam öncesi İran’da hem dinsel hem de milli karakter taşıyan bir bayram olarak kutlanmıştır. İranlıların, Nevruz günü olan 21 Martı efsanevi krallar Kiyumers ve Cemşid’in tahta oturuş günü olarak görmeleri ve ayrıca bu günün, kahraman-kral Feridun’un, Cemşid’in iki kızını esir alan dev Azdahak’ı yenip öldürdüğü gün olduğuna inanmaları (Bakınız Heyet, 1995:119; Eliade, 1978:320; Widengren, 1968:60vd), Nevruz’un İran geleneğindeki milli karakterine işaret etmektedir. Milli bir bayram olarak Nevruz, İran’da yalnızca Mecusi dinsel geleneği bağlılarınca değil, tarih boyu çeşitli inanç sistemlerine inanan İranlılarca kutlanagelmiştir. Nitekim az sonra değineceğimiz gibi İran’ın İslamlaşması sonrası da bu bayram, İslami bir yorum ve değerlendirmeye tabi tutularak kutlanmayı sürdürmüştür.

İran’da Nevruzun tarımsal ve kozmogonik karakterli bir festival olarak kutlanması da dikkat çekicidir. Bu çerçevede Mecusilerce genelde tabiatın özelde ise ateşin yaratılışıyla ilişkili bir bayram olarak görülen Nevruz, ateşin efendisi Aşa Vahişta’ya atfedilmektedir (Boyce, 1979:34). İranlıların Nevruz’a ilişkin yaklaşımlarında Ortadoğu’nun birçok geleneğinde gözlemlenen “ölüp-yeniden dirilme” motifini görmek mümkündür. Zira eski İran dinsel geleneğine göre ayla özdeşleştirilen ve Mitra’nın yardımcısı olarak görülen ilahi varlık Rapitvan, uzun kış günlerinde bitkilerin köklerini ve su kaynaklarını kötü güçlerce yaratıldığına inanılan dondan korumak amacıyla sonbaharda yer altı dünyasına inmekte, kış bitiminde yeni yılın ilk günü olan Nevruz’da tekrar yeryüzü alemine çıkmaktadır. Dolayısıyla Nevruz, sonbaharda yeryüzünden ayrılan bitkilerin ve suların koruyucu tanrısal varlığı Rapitvan’ın baharda tekrar yeryüzüne dönüşünü kutlamaktadır (Yarshater, 1987:341). İran mitolojisindeki Rapitvan’ın yer altı alemine inişi ve baharda tekrar yeryüzüne yükselişi tasavvuruyla eski Mezopotamya geleneğindeki bitki tanrısı Tammuz ya da Dumuzi’nin sonbaharda yer altı alemine inişi ve baharda tekrar yeryüzüne çıkışı düşüncesi arasındaki yakın paralellik ortadadır.

Bir diğer açıdan İran’da Nevruz, ayrıldıkları mekanları ziyaret amacıyla yılın son gününde (20 Martta) yeryüzüne indiğine inanılan Fravaşilerin (ölümle bedenlerinden ayrılmış ruhların), bu bir günlük süre sonunda yeryüzünden çekilmeleri anısına da kutlanmaktadır. Eski İran’da yılın son gününde Fravaşiler anısına düzenlenen bu festivale Hamaspathmaedaye adı verilirdi. Halk 20 Mart öncesi bu ruhlar için evleri temizler, ruhlara özel yiyecekler ve içecekler hazırlardı. Daha sonra herkes evine çekilir ve 20 Mart gününü elinden geldiğince evinde geçirmeye çalışırdı. Zira, ruhlar aleminden yeryüzüne dönen bu ruhların serbestçe dışarıda dolaştıklarına inanılan bu gün, dışarıda dolaşmak açısından pek tekin sayılmazdı.

Dışarıda dolaşmanın pek hoş karşılanmadığı gün ya da günler tasavvuru İranlılar dışında diğer birçok Ortadoğu topluluklarında da görülmektedir. Örneğin Sâbiîlerin “Mbattal günler” adını verdikleri dönemler bu şekildedir. Tıpkı İran Mecusilerinde olduğu gibi Sâbiîlerde de yeni yıl bayramı (Panja) öncesi dönem yılın en tehlikeli dönemi olarak görülür. Zira, Sâbiîler, Mbattal günlere kötülük ve karanlığın egemen olduğuna inanırlar. Dolayısıyla bu günlerde Sâbiîlerin dışarı çıkmaları, iş yapmaları, her türlü sosyal faaliyette bulunmaları yasaklanmıştır. Bu günlerde evinden dışarı çıkan kişiye manevî kirliliğin bulaştığına inanılır. Bu günlerde ölen kişilerin uğursuz bir ölümle öldükleri kabul edilir ve bunlar için daha sonra sıradan ölüm törenlerinin dışında bazı özel dini merasimler yapılır (Gündüz, 1995:163-164).

Eski İran’da Fravaşiler için düzenlenen Hamaspathmaedaye kutlamaları Mecusilerce Nevruz’la birleştirilmiş ve Nevruz eski yılın tüm çirkinlik, uğursuzluk ve kıtlığının bittiğini ve sevinç, bolluk ve bereket vadeden yeni yılın başladığını gösteren bir bayram olarak algılanmıştır (Yarshater, 1987:341). Yine Mecusilerce gerek Nevruz günü gerekse Nevruz kutlamalarını içine alan ve aynı zamanda "Nevruz" diye de adlandırılan yılın ilk ayı Fravaşilere tahsis edilmiştir (Boyce, 1979:72-73).

İran tarihinde Nevruz kutlamaları her dönemde görülmektedir. Erken dönemlerde yalnızca bir günlük bir festival olduğu tahmin edilen Nevruz’un ilerleyen süreç içerisinde birkaç günlük hatta bazen birkaç haftalık bir kutlama şekline sokulduğu görülmektedir. Nevruz kutlamalarının saray duvarlarındaki kabartmalarda resmedildiği Akamenidler dönemi sonrası Sasanilerce de bu kutlamalar sürdürülmüştür. Sasaniler döneminde (MS 226-652) Nevruz’un kutlanış tarihi ve süresiyle ilgili bazı değişiklikler göze çarpmaktadır. Örneğin Orta Sasaniler döneminde, yeni yıl kutlaması Babillilerdeki uygulamaya paralel şekilde biri ilkbahardaki diğeri ise sonbahardaki gündüz gece eşitliği döneminde olmak üzere yılın iki döneminde kutlanmaya başlanmıştır. Yine Nevruz’la ilgili olarak dört kutlama yapılmıştır. Bunlardan “rahipler Nevruz’u” adı verilen kutlamalar Adar ayının biriyle altısına, “halk Nevruz’u” denilen kutlamalar ise Fervardin ayının biriyle altısına denk düşmektedir (Boyce, 1979:106, 129). Sasaniler döneminde Fervardin’in birinde (21 Mart) kutlanmaya başlanan Nevruz altı gün sürerdi. Altı günlük bu kutlamaların yeni yılın ilk gününe denk düşen birinci gününe Küçük Nevruz (Navruz-i Kuçak) ya da Halk Nevruzu, altıncı gününe ise Büyük Nevruz (Navruz-i Buzurg) ya da Asil Nevruzu (Navruz-i Has) adı verilirdi (Taqizadeh, 1938:607-608; Gray, 1912:872). Fervardin ayının altısındaki Büyük Nevruz, Mecusilerce Zerdüşt’ün doğum günü olarak da kutlanırdı (Boyce, 1979:180).

İslami dönemde de İran’da Nevruz yani yeni yıl kutlamaları Sasanilerdeki haliyle sürdürülmüştür. İslamın İran’da hızla yayılması sürecinde Nevruz kutlamalarının genel yapısı değişmemekle birlikte Nevruza ilişkin değerlendirmelerde bazı İslami yorumların yapılması dikkati çekmektedir. Örneğin, İran Şiilerince Nevruz başta Hz. Ali’yle ilgili olanlar olmak üzere birçok İslami olayla irtibatlandırılmıştır. Örneğin Nevruz günü Hz. Adem’in yaratıldığı, Allah’ın insandan kendisinin Rab olduğu konusunda söz aldığı ve Hz. İbrahim’in putları yıktığı gün olarak görülmüştür (Yarshater, 1987:342). Ayrıca Nevruzun Hz. Ali’nin doğum günü, Peygamber’in kızı Fatima ile evlendiği gün ve Hz. Muhammed tarafından halife olarak ilan edildiği gün olduğu da ileri sürülmüştür. Bu arada Nevruzun, bizzat Hz. Muhammed tarafından da tasvip edildiği yönünde gerçekle bağdaşmayan ancak popüler inanışı yansıtan kanaat de bazı kaynaklarca rivayet edilmektedir. Nevruz, günümüz İran’ında da büyük coşkuyla kutlanmaktadır. Yalnızca Mecusilik bağlılarınca değil Müslüman İranlılarca da bu bayram kutlanmaktadır. İran’daki Müslümanlar ve az sayıdaki Mecusi (Gabarlar), yaklaşık iki haftalık bir dönemi kapsayan Nevruz kutlamalarını 21 Martta başlatmakta, Yazdiler ise bu kutlamayı Temmuz sonunda yapmaktadırlar (Boyce, 1979:221). Ayrıca Hindistan’daki Parsiler de Nevruz’u (Cemşedi Nevruz) kutlamaktadırlar.

Mecusilik dönemlerinden beri İran’daki Nevruz kutlamalarında günümüz Nevruz kutlamalarına paralel birçok husus dikkati çeker. Bîrûnî (1879:203 ve devamı), eski İranlıların Nevruz kutlamaları hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Eski İranlıların Nevruz kutlamaları arasında özellikle şu hususlar ön plana çıkmaktadır. Bunlardan en dikkat çekici olanı 7 sayısıyla ilişkili bazı ritüellerin düzenlenmesidir. Örneğin törenlerin bir parçası olarak 7 saksıya 7 çeşit tohum ekilirdi. Kutlamaların başlangıcında kralın önüne 7 çeşit tahıl, 7 ağaçtan taze dallar ve 7 gümüş para konulurdu. Yine Nevruz dekorasyonu Farsça s harfiyle başlayan 7 çeşit nesneyle (Haftsin) yapılırdı. Bazı araştırıcılar, günümüzde de hâlâ İran’da rastlanan bu hususların, Sasaniler döneminden itibaren Mecusi toplumunda görülmeye başlandığını ifade etmektedirler (Yarshater, 1987:341). İran geleneğindeki Nevruz kutlamalarında dikkatleri çeken bir diğer önemli husus Nevruz öncesi buğday, mercimek ve benzeri bazı tahılların ıslatılıp çimlendirilmesi ve Nevruz kutlamalarında bunların kullanılmasıdır. Çimlendirilerek elde edilen bu yeşil bitkilere ilaveten bazı taze yapraklar ve çiçekler de kaplara konularak Nevruz için hazırlanan masaya konulurdu. Bu bitkiler Nevruz kutlamalarının sonunda törenle nehre atılırdı.

Törenlerin sonunda bazı nesnelerin nehre atılması geleneği Sâbiilerde de görülmektedir. Örneğin Sâbiîler, kurban töreni ve vaftiz gibi ritüellerinde yanlarında taşıdıkları taze dallardan yapılmış demetleri (Klila) tören bitiminde akarsuya atmaktadırlar. Zira ışık ve hayat unsuru olarak değerlendirilen akarsu, Sâbiî inancında kişilerin davranışlarındaki kötülükleri ve günahı temizlemekte, yeryüzüyle ilahi alem arasında bir köprü vazifesi görmektedir (Gündüz, 1995:172). Mecusilikten kalma İran geleneğindeki bu uygulamada da akarsulara atfedilen böylesi bir değerin rolü olabilir.

Bazı tahılların çimlendirilmesi şeklindeki bu ritüelin, Nevruz’un yeniden doğuşu ve verimliliği simgeleyen özelliğiyle yakından ilişkili olduğu ve tabiatın yeniden canlanışını sembolize ettiği açıktır. Bunlardan başka İran geleneğinde Nevruz’da insanların ruhlarını arındırdığına inanılan kutsal ateşin yakılarak üzerinden atlanması, boyalı yumurtaların hazırlanıp yenilmesi, yeni elbiselerin giyilmesi, çeşitli oyunların oynanması, piknik yapılması ve benzeri törenler de yapılmaktadır.

İran’da Zerdüşt öncesi dönemlere kadar uzanan ve Farsça Nevruz yani Yeni Gün diye adlandırılan bu bayramın, temelde yaratılışı, yeniden var oluşu, tabiatın dirilişini ve verimliliği simgeleyen ve MÖ iki binli yıllardan itibaren birçok Ortadoğu toplumunda varlığı bilinen dinsel karakterli yeni yıl kutlamalarının İran versiyonu olduğunu görüyoruz. İranlıların bu kutlamalarının genel yapı ve tarih itibarıyla Babil geleneğindeki yeni yıl kutlamasına (Akitu) paralel birçok özellik taşıması Boyce (1979:72) ve Eliade (1978:319-320) gibi çeşitli araştırıcıları, haklı olarak İran geleneğindeki Nevruz bayramının kaynağının Babil olduğu ya da İran Nevruz kutlamalarındaki birçok ritüelin Mezopotamya geleneğinden etkilendiği yönünde bir düşünceye itmektedir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <img> <b> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar