Sonuç


Dinler Tarihi, kendine özgü tarihçesi, metodolojik yaklaşımları, teori ve problemleri olan beşeri ve sosyal bir ilim olarak bir taraftan sosyal bilimler içinde otonomisini sağlamlaştırırken bir taraftan da onlardan dışlanmamaya dikkat eder. Özgün metodolojisi, bu disiplinin en temel unsurlarından olup bilime kendi karakteristik kimliğini vermek için vardır.

Çağdaş Dinler Tarihi, oldukça fazla teori ile kompoze olmuş, karmaşık bir metodolojiye sahip, belli başlı dinlerin yanı sıra mahalli, kurumsal geleneklere değer veren çağdaş bilimdir. Günümüzde Dinler Tarihçiler metot ve teoriler kurarken, günümüzde sadece diğer kardeş din bilimlerinden yararlanmazlar. Onlar, artık başta tarih, filoloji (bilhassa din dili) olmak üzere felsefe, psikoloji, antropoloji alanlarına dalan önemli dinî ve seküler bilimlerden de etkin katkılar kabul ederler. Bunun neticesinde son yirmi küsür yıl içinde ortaya çıkan metodolojik tartışma noktalarına baktığımızda, bunların genelde disiplinler arası olmanın verdiği otonomi ile ortaya çıkan meseleler olduğu hemen anlaşılmaktadır.

Çalışmamızda ele aldığımız metodolojik sorunlar, günümüz Dinler Tarihçilerini “meşgul eden” temel meselelerden sadece bazılarıdır. Söz gelişi burada aktarmaya çalıştığımız din tanımı sorunu, doğrudan disiplinin kimliğine ait önemli bir tartışma konusu iken, tasnif ve mukayese, disiplinin fonksiyonel yapısına ait iki temel meseledir. Özellikle yeni mukayesecilik yaklaşımı, geleneksel mukayese anlayışına meydan okumakta ve daha çok geleneklerin alt birimlerine inmeyi, insan merkezli ürünlere daha fazla ilgi duymayı amaçlar ve mukayese işini daha geniş yelpaze içinde, daha fazla diğer disiplinlerle işbirliği içinde yapılmasını arzu eder. Bunun yanında modernlik, Dinler Tarihçi’nin metodolojik güncelleme bilincini hızlandırırken, bir akım olarak modernizm yaklaşımları, onun için din olgusuna ve dinlere yönelik başlıca meydan okumalardır. Modernizmin bir sonraki safhası veya protestosu olarak algılanan postmodernizm ise Dinler Tarihi için alt gruplara ait yerel kültürlere verdiği değerlerle ve insanı merkeze alması gibi sebeplerle olumlu veya olumsuz etkileri olan bir diğer meydan okumadır.

Bunun yanında Dinler Tarihçileri, kendi meslektaşlarının bilimselliklerini de eleştirmekte ve zaman zaman disiplin tarihi içindeki başlıca şahsiyetler, şu veya bu şekilde ideolojik olmakla veya sömürgeciliğe ait amaçlara hizmet etmekle suçlanabilmektedir. Özellikle Batılı Dinler Tarihçiler, bu bağlamda daha yoğun bir takip altındadırlar. Çağdaş Dinler Tarihçinin gündeminde sadece bu gibi konular bulunmaz. Aksine o, dünya, insan, ekoloji, sanat, kültür, cinsiyet gibi seküler konularla da yoğun olarak ilgilenmekte ve temel disiplin problemlerini bu alanlarla ilişkilendirerek, geçmişte kazanılan metodolojik malzemelerle beraber elde edilen yeni bilgileri, yeni bilimsel verileri değerlendirmekte, yorumlanmakta veya sorgulamaktadır. Bunlar arasında feminizm, başlangıçta Hıristiyanlık içinde meşruluk kazanmak niyetindeyken günümüzde öncelikle kadın Dinler Tarihçilerin ajandasında önemli yer edinen ve yavaş yavaş marjinallikten sıradanlığa doğru kayan bir görüş haline bürünmektedir.

Burada hemen belirtelim ki Dinler Tarihi geleneğinde ele alınan ve ortaya çıkan sorunlu sonuçlar, çok hızlı bir şekilde yerel veya küresel cemiyet ve birliklerin düzenlediği bilimsel faaliyetler veya yayın organları yoluyla değerlendirilmekte veya tartışılmaktadır. Dinler Tarihi bu bağlamda din bilimleri içinde en aktif ve en dinamik alanlardan biridir. Özellikle Batılı Dinler Tarihçiler, kendi toplumları lehinde olmak üzere, bu konulara daha fazla ağırlık vermekte dolayısıyla onlar bu meseleleri disiplinin metodolojik gündemine oturtarak çağdaş Dinler Tarihi’nin seyrini belirlemekte aktif görünmektedirler.

Sonuçta daha fazla çağdaş antropolojik konulara meyleden ve bu konuları metodolojik ajandasına alan ve burada entegre etmeye çalışan çağdaş Dinler Tarihi’nin metodolojik açıdan geleceği, bu yeni açılımlar istikametinde yeni gündemlere sahip olmasında yatmaktadır. Metodolojik ajanda da teorik meseleler kısa süre içinde ve sistematik bir şekilde metodolojik unsur haline dönüşebilmektedir. Bunun yanında güncel konuların alabildiğine ağırlığını hissettirdiği bir ortamda, bilhassa Türkiye’deki modern Dinler Tarihi metodolojisi, Avrupa’dakine nazaran “çok yeni” olmasına rağmen Batılı olmayan Dinler Tarihi gelenekleriyle hemen hemen aynı yaştadır. Türkiye Dinler Tarihi Derneği’ne sahip Türk Dinler Tarihçilerden beklenen, metot ve teori konusuna daha fazla önem vermeleri ve özellikle yabancı dilde çalışmalar hazırlayarak hem kıtasal, hem de küresel anlamda Dinler Tarihi geleneğine bilimsel katkılar sağlamaları ve bu akademik kültür içinde gerçek ve layık oldukları yere bir an önce kavuşmalarıdır.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <img> <b> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar