BOSNA-HERSEK


Bosna-Hersek'de büyük bir insanlık dramı yaşandı. Savunmasız Müslümanlar alçakça katliama tabi tutuldu. Her vicdanlı insan burada uygulanan vahşeti lanetledi. Ve tabii vahşetin uygulayıcılarını da...

Ama bu katliamın kimlerin "eseri" olduğunu anlayabilmek için olaya daha geniş bir açıdan bakmak gerekmektedir. Sırp vahşetinin karanlık geçmişine baktığımızda ilginç gerçeklerle karşılaşmaktayız. Benzer bir vahşeti geçmişte uygulayan Çetnik lideri mason Mihailoviç'i, onun "biraderi" Sırp lideri Miloseviç'i, Sırbistan-İsrail yakınlaşmasını, Sırbistan'ın kritik bağlantılarını göz önünde tutmak gerekmektedir. Hırvatistan'da locaların örgütlediği faşist gruplar, Siyonist silah tüccarları, gizli servislerin senaryoları, Balkanlar'da yaşanmış olan vahşete ışık tutmaktadır.

Sosyalist blok dağılırken, Avrupa'nın eski sosyalist ülkelerinde de son derece hızlı gelişmeler meydana geldi. Vaclav Havel, Petre Roman gibi mason liderler elinde bu ülkeler yeniden şekillendiler ve "Yeni Düzen"e uygun hale getirildiler. Bu ülkeler arasında, Güney Slavları'nın birleşmesiyle oluşan Yugoslavya ise çok değişik bir rota çizerek tarihin en büyük katiamlarından birine sahne oldu. Yugoslavya'yı diğer eski doğu bloku ülkelerinden ayıran özellik ise Müslüman bir topluma, Bosnalı Müslümanlara ev sahipliği yapıyor olmasıydı. Ve Yugoslavya'nın parçalanması sonucunda Avrupa'nın ortasında bağımsız bir Müslüman devlet oluştu: Bosna-Hersek.

Bunun ardından Bosnalı Müslümanlara uygulanan vahşete tüm dünya tanıklık etti. Ancak biz bu bölümde, olayların bilinen detaylarını ele almayıp, olayların perde arkasını aralamaya çalışacağız. Sırp terörünün bilinmeyen öyküsünü, Sırplara kimlerin destek verdiğini inceleyeceğiz. Rusya'nın ve Yunanistan'ın Sırpları desteklediği, kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından bilinmektedir. Biz olayın biraz daha değişik bir boyutunu, göze çarpmayan bir yönünü ortaya sermeye, Sırp vahşetinin ardındaki değişik bir gücü gün ışığına çıkarmaya çalışacağız: Masonluk.

Belgrad Büyük Locası

Bosna-Hersek'te yaşanan katliam, tesadüfler sonucu, kısa bir süre içinde, aniden patlak veren bir olay değildir. Müslümanlara karşı yürütülen bu sistemli vahşetin öyküsü, 1900'lü yılların başına kadar uzanmaktadır. Fransız Büyük Locası'nın yardımıyla 9 Haziran 1919'da, Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da Yugoslavya Büyük Locası'nın kurulması, Bosna'daki vahşetin tarihi açısından oldukça önemlidir:

"Yugoslav Büyük Locası 9 Haziran 1919'da kuruldu. Merkezi Belgrad'daydı. 300'e yakın üyesi vardı. 1928'de Üstad Stojkaviç, Tchedimir Mihailoviç'e yerini devretti. 1934'te Uluslararası Mason Kongresi Belgrad'da toplandı. 40'a yakın Avrupalı ülkeden katılım oldu... Locaların çalışmaları gün geçtikçe daha da güçlendi." (Dictionnaire de la Franc-Maçonnerie, Daniel Ligou, sf.1262-1263)

Belgrad'da kurulan bu loca, aslında 1850'lerde kurulan ilk Belgrad Locası'nın bir devamıydı. Belgrad Locası, oldukça ilginç özelliklere sahip bir locaydı. Adeta "Balkanların P2'si" denebilecek bir yapıya sahipti. Türk masonlarının yayın organı Mimar Sinan dergisinde, bu durum şöyle özetlenmektedir:

"Belgrad Locası ile ilgili bilgiler, 'Masoni U Jugoslaviji - Yugoslavya'da Masonlar 1764-1980' adlı kitapta, Dr. Levis'in raporunda yer alıyor. Raporda şöyle denilmekte: 'Belgrad'da, Hür Duvarcılar adını taşıyan gizli bir örgüt mevcuttur. Belgrad Locası'nın faaliyet yönü politiktir ve maksat ve gayelerine, mevcut durumu yıkmakla varmaya çalışır... Belgrad Locası, Balkanlar'daki ana locadır. Vidin, Sviştov, Rusçuk, Varna, Niş Locaları Belgrad Locası'na bağlıdır. Bu yılın 5 Ağustosu'nda Belgrad'da genel toplantı yapılacak ve bu toplantıya tüm bağlı localar delegeleri katılacaktır...

Belgrad Locası, tüm ülkelerin devrimci kulüpleri ile devamlı temas halindedir... Radosavijeviç'in sözlerine göre, Belgrad Locası, Peşte hür masonları ile de temastadır ve gayesi Belgrad'da iktidarı yıkmaktadır... Loca'nın 60 yaşlarındaki bir üyesi aynı düşünceye sahip birinin huzurunda, yakında Belgrad Locası'ndan büyük işler zuhur edeceğini ve bu işlerin bütün dünyayı şaşırtacağını ve sürpriz olacağını söylemiştir. Bu ifadeden Loca'nın politik planları da sezilmektedir." (Mimar Sinan, 1987, sayı 65)

Loca üyesi masonun "kehaneti" doğruydu. Gerçekten de Belgrad Locas'ından "büyük işler zuhur etti"... Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Yugoslavya topraklarında Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı kuruldu. 1919'da, bu yeni Krallıkta, "Sırpların, Hırvatların ve Slovenlerin Büyük Locası" ismiyle yeniden Belgrad Locası oluşturuldu. Bu Loca'nın, 1926 yılında bastırdığı, yalnızca loca üyelerine mahsus ve içinde locada alınan kararların, kabul edilen prensiplerin bulunduğu kitapçık, masonların Bosna-Hersek'te yaşayan Müslümanlardan dolayı o dönemlerde duydukları rahatsızlığı açıkça göstermektedir. Kitapçıkta, masonik idealler açısından Krallık sınırları içindeki şartları inceleyen Loca'nın, Boşnaklara özel bir ilgi gösterdiği de görülmektedir.

Loca'nın 1926'da yayınladığı "Manifestation Maçonnique De Belgrade - Compte Rendu Officiel" (Belgrad Locası Manifestosu) başlıklı kitapçığın 47. sayfasında yer alan satırların tercümesi şöyledir:

"Masonik hedef ve ideallerin tesisi için uygun olmayan şartların göz önünde bulundurulması gerekir... Bölgedeki Müslüman nüfus, bu şartların en önemlisini teşkil etmektedir. Bu toplumun güçlenmesi ve baskın bir yapıya kavuşması, masonik idealler açısından, Belgrad Locası'nın oluşmasından şiddetle kaçınması gereken bir durumdur. Böyle bir durumun oluşmaması için azami özen gösterilmelidir."

"Balkanların ana siyasi locası" olan bu Loca'nın Müslüman Boşnakların güçlenmemesine dair verdiği karar, son derece önemlidir. Bu kararlar, doğal olarak, akla bazı sorular getirmektedir: "Acaba Belgrad Locası bu 'azami özen'i nasıl gösterecekti?" Bu "özen"e rağmen Müslümanlar etkin konuma gelirse ne olacaktı? Loca, o zaman ne gibi tedbirler alacaktı? Müslümanların "yok edilmesi" mi gündeme gelecekti?

Sırp, Hırvat ve Slovenlerin büyük locasının bu kararı aldığı dönemde, Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı sınırlarında Müslümanlara baskı ve katliam uygulaması da başlamıştı:

"Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı'nın kurulmasının ardından Müslümanlara yönelik soykırım politikası artırılarak sürdürüldü. Sancak, Bosna-Hersek, Kosova ve Makedonya'da soykırım uygulandı. Krallığın ilk yıllarında, yalnızca Doğu Bosna'da 3.000 Müslüman hiçbir nedeni olmadığı halde öldürüldü." (A Survey of The History of Genocide Against The Muslims in The Yugoslav Lands, Prof. Mustafa İmamoviç, sf.70)

1992-95 yılları arasında Bosna'da Müslümanlara uygulanan vahşetten kısa bir süre önce de, Doğu blokunun klasik kapalılık politikası sonucu kapatılmış olan mason localarının Sırbistan'da büyük bir şatafatla yeniden açılmış olması da oldukça dikkat çekicidir:

"Yugoslavya'da masonlar yeniden faaliyete geçti... Tanjug haber ajansına göre, Yugoslavya Büyük Locası, Batı Almanya Büyük Locası'nın desteği ile Belgrad'da yeniden oluşturuldu. Yugoslavya Büyük Locası'nın yeniden faaliyete geçmesi dolayısıyla düzenlenen törenlere Batı Avrupa ülkelerinin yanı sıra Amerika ve Kanada'dan da çok sayıda mason katıldı." (Sabah, 14 Temmuz 1990)

Locaların açılış törenlerine çok sayıda üst düzey Sırp yöneticinin katıldığı bilinmektedir. Bu ilginç gelişme, vahşetin mimarları hakkında önemli bir ipucu vermektedir. İlerleyen sayfalarda Bosna Savaşı'nda yaşanan vahşetin biraz daha öncesine dönüp, Sırp terörünün nasıl yüzyıllar boyu sistemli bir şekilde körüklendiğini inceleyeceğiz.

Sırp Irkçılığının Masonik Geleneği

Belgrad Locası'nın kararlarının nasıl uygulandığını incelemeden önce dönüp, yaşanan vahşetin temeli olan Sırp ırkçılığını incelemek gerekiyor. Sırplar tarafından uygulanan vahşet, asırlardır aşırı Sırp milliyetçileri tarafından yürütülen bir beyin yıkama faaliyetinin sonucudur. Radikal Sırp milliyetçileri "Sırpların bütün ırkların en üstünü ve anası" olduğunu iddia edecek kadar radikal görüşlere sahiptirler.

Önemli olan, böylesine "toplu bir paranoya"nın nasıl oluşabildiği -ya da oluşturulabildiği-, böylesine bir ırkçılığın nasıl inşa edildiğidir. Dünyanın başka yerlerinde ırkçılığın kimler tarafından kışkırtıldığını hatırladığımızda ise, bu kitabın konusu olan masonluk faktörünün Sırp teröründeki rolünü aramamak mümkün değildir. Ve olayı bu yönüyle incelediğimizde, Sırplar arasında ırkçılığın, dünyanın diğer pek çok yerinde olduğu gibi mason locaları ile içiçe gelişmiş bir hareket olduğunu görürüz.

19. yüzyılın başlarında, locaların gerçekleştirdiği Fransız İhtilali'nin rüzgarları, Osmanlı yönetimindeki azınlıklara ulaştı. Bunun sonucu olarak azınlık isyanları başladı. Bu isyanların localar tarafından desteklendiği, "Yugoslavya'da Masonlar" kitabında şu şekilde anlatılmaktadır:

"Sırbistan Yüksek Kurulu'nun almanağında (1912-1913), mason localarının Osmanlı dönemi Balkan isyanlarında, isyancıları desteklediği belirtiliyor." (Masoni U Jugoslaviji, Zoran Nemeziç, sf.347)

Söz konusu isyanların ilki, 1804 yılında başlayan Sırp isyanıydı. Sırp isyanının lideri "Karayorgi" adıyla tanınan bir Sırp milliyetçisiydi. "Masonlar Sözlüğü"nde, bu isyanın Karayorgi ile birlikte bir diğer önemli ismi olan Petar Icko'nun olaylardaki rolü şöyle ifade edilmektedir:

"Peter Icko, Belgrad'daki büyük locaya kayıtlıydı. 1800 yılında diğer bazı masonların da yardımıyla, 'Sırp halkının özgürlüğü için' Türklere (Osmanlı'ya) karşı ilk ayaklanmayı organize etti. Askeri bir güç oluşturmaya çalışırken, bu çabası Türk yetkililerince haber alındı ve hareketin, Icko ile aynı locaya kayıtlı olan Papaz Alexa Nenadoviç gibi önde gelenleri idam edildi. Icko ise kaçarak kurtulabildi. Fakat bastırılan bu isyan, Türklere karşı düzenlenen diğer isyanların ateşleyicisi oldu. Icko da bu isyanlarda önemli bir politik rol oynadı. Icko, daha sonra Karayorgi tarafından Belgrad Belediye Başkanlığı'na atandı." (Dictionnaire de la Franc-Maçonnerie, Daniel Ligou, sf.1263)

Petar Icko ile isyanı yöneten diğer isim olan Karayorgi'nin masonluğu hakkındaki bilgi ise "Masoni U Jugoslaviji" kitabında belirtilmektedir:

"Petar Icko ile de yakın ilişki içinde olması nedeniyle masonlar, onun da mason olduğu tezini savunuyor. Ayrıca kullandığı sembol ve işaretlere bakılırsa Karayorgi'nin Belgrad Locası'na bağlı olduğu anlaşılıyor." (Masoni U Jugoslaviji, Zoran Nemeziç, sf.153)

Ancak daha da önemli olan, Karayorgi Ayaklanması sırasında, Sırpların ilk büyük çaplı "etnik temizlik" hareketini gerçekleştirmiş olmalarıdır:

"Müslümanların imha edilmeye çalışılması ve sistemli bir şekilde zulme uğratılması, 1804'deki ilk Sırp ayaklanmasında Sırbistan ve Karadağ'ın genişleme politikası ile yoğunlaştı. Bu iki devlet Müslümanları yok ederek etnik yönden 'temiz' bölgeler oluşturmak istiyordu. Ünlü Sırp tarihçisi Stojan Novakoviç'in bildirdiğine göre, 'Türklerin genel imhası' 1804'teki ayaklanma döneminde başladı. Bu Türkler Bosnalı Müslümanlar anlamına geliyordu." (Bulletin - State Commision for Gathering Facts on War Crimes in the Republic of Bosnia-Herzegovina, Ekim 1992, sf.6)

Osmanlı, Karayorgi Ayaklanması'nı bastırmaya çalışırken, yeni bir Sırp ayaklanması da 1815'te Milos Obrenoviç önderliğinde başladı. Obrenoviç, 1815'te Sırp Prensi olarak tanındı. Daha sonra yerine oğlu Micheal Obrenoviç geçti. Sırp Prensinin en büyük özelliği, "Masonlar Sözlüğü"de şöyle bildirilmektedir:

"Micheal Obrenoviç: Mason Sırp Prensi. Ayrıca mason Mazini ve Garibaldi ile çok yakın ilişkileri vardı." (Dictionnaire de la Franc-Maçonnerie, Daniel Ligou, sf.1263)

Sırp ırkçılığının temellerini atan ve bu yönde faaliyet gösteren başka isimler de vardı:

"Ulusal bilincin uyanışı: Güney Slavların 19. yüzyıl başlarında Avrupa'daki yeni düşünce akımlarıyla tanışması özellikle dil, edebiyat ve kültür alanında ulusal kaynaklara dönüş yönünde güçlü bir eğilim doğurdu... Sırp aydınlarından Dositej Obradoviç standart bir Sırp edebiyat dili oluşturma çabalarına girişti. Onu izleyen Vuk Stefanoviç Karadziç de Kiril Alfabesi'nin Sırpça'ya uyarladı." (Ana Britannica, cilt 22, sf.454)

Sırp ırkçılığının kurucularından olan Obradoviç de tıpkı, Micheal Obrenoviç gibi masondu:

"Dositej Obradoviç: Mason Sırp edebiyatçı, daha sonra bakan oldu. Trieste Locası'na bağlıydı." (Dictionnaire de la Franc-Maçonnerie, Daniel Ligou, sf.852)

Obradoviç'in masonluğu, "Masoni U Jugoslaviji" kitabında da yer almaktadır:

"Dositej Obradoviç'in mason olduğu Sırp kaynaklarında belirtiliyor." ("Maçonnerie en Serbie, Son Historie et Son But Actuel", Bulletin Officiel du Bureau de Nachatee, No: 33, 1909)

Aynı şekilde, Stanoje Stanojeviç, 1931'de yazdığı "Hür Masonluk" adlı kitabında Dositej Obradoviç'i önemli masonlar arasında saymaktadır." (Masoni U Jugoslaviji, Zoran Neneziç, sf.149)

Obradoviç'in yolunu izleyen Vuk Stefanoviç Karadziç'in masonlarla olan yakın ilişkisi de aynı kitapta anlatılmaktadır. (Masoni U Jugoslaviji, Zoran Neneziç, sf.166)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <img> <b> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar