inanç

warning: Creating default object from empty value in /home/zehirli/domains/zehirli.org/private_html/dinler/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

İnanmak ihtiyaç mı?

Allahü teâlâ, insana, iyiyi kötüden, hakkı bâtıldan ayırması için akıl vermiştir. Akıl, bir şeyin kendiliğinden olduğunu kabul etmez. Her şeyi bir sebebe bağlar. İnsanın ve insandaki organların ve tabiattaki nizamın yerli yerince yaratılmasını tesadüf olarak kabul edemez. Bunun gibi tabiatta bulunan canlı cansız her şeyin, bir yaratıcı tarafından yaratıldığını ister istemez kabul eder.

Tarihlerde bildirildiğine göre, mecburi olarak bir yaratıcıyı kabul eden insan, bu yaratıcının ateş, güneş gibi şeyler olduğunu zannetmiştir. Çünkü akılla Allahü teâlâyı bilmek mümkün değildir. Allahü teâlâ, her devirde, her yere, en ufak köye kadar her ülkede Peygamberler göndermiştir. Bunlar, Allahü teâlânın varlığını, birliğini ve emirlerini insanlara bildirmişlerdir.

Kâinattaki muazzam nizamı veya sadece insanın anatomisini inceleyen bir kimse, bunun büyük bir kudretin eseri olduğuna inanır. Buna inanan kimsenin de, Peygamberlerin bildirdiği dini kabul etmesi gerekir.

İnsan bir harikadır

Bâtıl Dinleri de Tanımanın Gerekliliği

Her dönemdeki müslümanlar, çağlarındaki bâtılları tanıyarak onlar hakkındaki İslâm’ın hükmünü de bilmek mükellefiyetindedirler. Böyle bir mecburiyetin kaynağı müslümanın, mü’min ve müslüman olan kimseler ile öyle olmayan kimselere, inançlarına uygun davranmak zorunda oluşudur. Yani onlara uygulanacak olan hukuk ile onlara karşı yapılacak olan muâmelenin, inançlarına göre belirlenmek durumunda olmasıdır. İslâm’ın bu inanç ve hayat sistemleri, yani bu dinler hakkındaki hükümleri bilinmediği takdirde tavır belirlemek sözkonusu olamayacağından, bunların iman açısından değer hükümlerinin tesbiti de kaçınılmaz bir haldir.

Din Anlayışları ve Diğer İnançlarda Din

Yukarıdan beri anlatılanlar, İslâm’a göre dinin tanımı, ya da İslâm bilginlerine göre ‘din’ olayını anlama çabalarıdır. Başka dinlere inanan insanların din olayına yaklaşımı elbette böyle değildir. Batı ülkelerindeki felsefecilerin, sosyologların, politikacıların ‘din’ diye anlayıp izah ettikleri şey, çok farklıdır. Özellikle batıdaki pozitivist felsefenin ve modernizm denilen hayat anlayışının gelişmesinden sonra din’e getirilen tanımlar çok daha başkadır.

Biz bu farklı tanımlar üzerinde durmayacağız. Ancak, insan için din olayının hatırlattığı gerçeği, insan hayatında dinin yerini, insanların sürekli bir dine inandıklarını, hayatlarına temel aldıkları hayat felsefelerinin veya dünya görüşlerinin bir din haline geldiğini söylemek istiyoruz. Kur’an şöyle diyor: “Firavun, 'bırakın beni' dedi, 'Mûsâ’yı öldüreyim, o gitsin Rabbine yalvarıp yakarsın. Çünkü ben, onun sizin dininizi değiştirmesinden ve yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.” (40/Mü’min, 26)

Din Koyucu Kim Olabilir?

"Din" in sözlük anlamını gözönünde bulundurduğumuz takdirde, insanların ferd ya da toplum olarak uydukları düzen, benimsedikleri gidiş ve izledikleri yol gibi bir mana da ihtiva ettiğini görürüz. İzlenen bu yol ve benimsenen bu düzen yalnızca ferd sınırında kalmadığı gibi, dünya hayatını aşarak Âhiret'i de; insanlığın kendi aralarındaki ilişkileri de aşarak çevresindeki varlıklarla her türlü münasebetini etkilemektedir. Kendisinin ve başkalarının davranışlarını, tutum ve faaliyetlerini, konumlarını hem belirlemekte hem de bunları değerlendirmesini sağlayan değerleri ve ölçüleri eline vermektedir.

İnanç ve İbadetleri

Şamanist inanca göre dünya, gök, yeryüzü ve yeraltı olmak üzere üç kısma ayrılır. Altay Türklerine göre "Aydınlık Alemi", yukarıdaki dünyayı yani gökyüzünü Tanrı Ülgen´le ona bağlı iyi ruhları temsil eder.Yeryüzünü, yani "Orta Dünya"yi insanlar oluşturur. Yer altı dünyası olan "Aşağıdaki Dünya"yı ise Tanrı Erlik ve ona bağlı kötü ruhlar oluşturur. İyi ruhlarla ilişki kurup, iyilik yapan Şamanlara ak-Şaman, yeraltı ruhlarıyla konuşup, Erlik ´in hizmetinde olanlaraysa kara-Şaman denir.

İnanç ve İbadetleri

Kilisenin ve Kutsal Kitab´ın ( Bible) otoritesini reddedip sadece Kutsal Ruh ´un otoritesini kabul ederler. Tanrı ´nın direk olarak insan kalbinde ortaya çıktığına inanan Kuveykırlar; ibadet, kredo, sakrament, rahip ve din görevlisi kabul etmezler. ( Bu yönleriyle Mennonitler benzerler). Kuveykırlar sessizce düşünceye dalma toplantıları yaparlar ve Kutsal Ruh ´un ilhamını beklerler.

Unitaryenler´in İnanç Esasları

Unitaryenler ´in inanç esasları; Tanrı ´nın birliği, Tanrı ´yı ve insanları sevmekten, ebedi bir hayata inanmaktan ibarettir.

İnançla ilgili meselelerde, otoritelerin değil, aklın kabul ettiğini, çeşitli din ve görüşlere karşı hoşgörüyü esas alırlar. İsa ´nın hatırasına saygı gösterirler, ancak " Tanrı ´lığı " nı reddeder ve " yanılmaz " olduğunu kabul etmezler. Hıristiyan Kutsal Kitap ´larını insan tecrübesinin bir belgesi olarak görür, fakat yazarlarının, insan olukları için, hata yapabileceklerini ileri sürerler.

İnançları ve Ahlak Anlayışları

Mormonluk Hıristiyanlıktan doğduğu için Hıristiyanlıkla benzer yönleri oldukça fazladır. Kısaca Mormonların inançlarını temellerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz;

-Baba Tanrı´ya,Oğlu İsa Mesih´e ve Kutsal Ruha inanırlar (Hıristiyanlıktaki üçleme)

-İnsanların Hıristiyanlıkta olduğu gibi Adem´in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahlarından ötürü cezalandırılacaklarına inanırlar

-Mesih´in -İsa ´nın- kefareti sayesinde , tüm insanlığın İncil törenlerine ve kanunlarına bağlılıkları ile kurtulabileceğine inanırlar.

Yehova Şahitlerinin İnançları

Yehova Şahitleri ´nin inanç ve adetleri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz :

1 - Mukaddes Kitap, Tanrının Sözüdür ve hakikattir. Mukaddes Kitaba her türlü insan sözünden daha çok güvenilir. " Yeni Ahit" , ruhi İsraillilerle yapılmıştır. Tanrının Kanununa insanların kanunundan ziyade itaat edilmelidir. Yehova ´nın Şahitleri, bütün insanlara, Mukaddes yazılardaki hakikati bildirmek sorumluluğu altındadır. Mukaddes Kitabın ahlak standartlarına uyulması şarttır.

İnanç ve İbadetleri

Topluluk kendini tüm dinlerin birleşme adresi olarak ilan eder. Yaratanla buluşmak - birleşmek - için hiçbir kişi veya sürekli uygulanan ibadetlere gerek yoktur.İsteyen istediği zaman yaratanla buluşabilir. Topluluk üyeleri birbirlerine ?Yolcu? diye hitap ederler. Topluluk ?Yaratan? veya ?Yezdan? dedikleri tek bir Tanrı ´ya inanırlar.

İçeriği paylaş

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar