Haçlı Seferleri

warning: Creating default object from empty value in /home/zehirli/domains/zehirli.org/public_html/dinler/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Sekizinci Haçlı Seferi

Moğolları Aynicâlut'ta ağır bir bozguna uğrattıktan sonra Kutuz'u öldürerek tahta geçen Baybars Haçlılara karşı yoğun bir kampanya başlattı. 1265'te Kaysâriyye, Hayfa ve Arsuf'u, ertesi yıl Galilea'yı, 1268'de Antakya'yı ele geçirdi ve 1271'de Haspitalier şövalyelerinin karargâhını zaptetti. Bu gelişmeler Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. IX. Louis yeni bir sefer için hazırlığa başladı ve 1270'de Tunus'u işgal etmek gayesiyle harekete geçti. Onun yolda ölümü üzerine Prens Edward kumandasındaki haçlılar başarı sağlayamadılar. 1289'da Trablusşam, 1291'de de haçlıların son kalesi Akkâ düştü. Papa IV. Nicholaus ve halefleri doğudaki hristiyanlara yardımcı olmak amacıyla teşebbüse geçtilerse de sonuç alamadılar. Fransa ile İngiltere aralarındaki çekişmeler yüzünden bu hareketi yeterince destekleyemediler. Üstelik Avrupa ekonomik açıdan da giderek zayıf düşmüştü.

Yedinci Haçlı Seferi

Fransa kralı IX. Louis yeni bir sefer arzusundaydı. Papa IV. İnnocentius da onu destekledi ve 1245'te hristiyanlara yeni bir çağrıda bulundu. Kral Louis Fransız ve İngilizlerden oluşan bir orduyla yola çıktı (1248). Eylül ayında Kıbrıs'ı alıp Mısır'a doğru yola çıktı. 1249'da Dimyat'ı zaptettiler. Robert de Artois adlı haçlı kumandanı Mansûra'ya bir sefer düzenlediyse de yenilip geri çekildi. Daha sonra bizzat Kral Louis Kahire üzeri ne yürüdü fakat İslâm ordusuna yenilerek Turanşah'a esir düştüyse de serbest bırakıldı.

Altıncı Haçlı Seferi

Bu haçlı seferi karakter bakımından diğerlerinden farklıydı. Papa, III. Honorius Kutsal Roma Germen imparatoru II. Friedrich'i Kudüs'ü ele geçirerek orada krallık tacını giymeye teşvik etti. 1227 yılında sefere çıkılmak üzereyken salgın bir hastalık yüzünden bundan vazgeçildi ve geri dönüldü. Yeni Papa IX. Gregorius imparatorun hastalığı bahane ederek geri dönmesinden hoşlanmadı ve onu aforoz etti. Bunun üzerine II. Friedrich papalıktan ayrı olarak kendi başına Mısır'a hareket etti. Eyyûbi hükümdarı dahili mücadeleler yüzünden haçlılarla ciddi olarak mücadele edemedi. II. Friedrich ile anlaşarak Kudüs, Nâsıra ve Beytüllahm'ı haçlılara teslim etti (1229). el-Melikü'l-Kâmil'in bu davranışı İslâm alemini üzüntüye boğdu. Salâhaddin-i Eyyûbi'nin binlerce şehit vererek fethettiği bu mukaddes beldeyi onlara teslim etmesi ihanet olarak kabul edildi. Nihayet el-Melikü's-Salih devrinde şehir yeniden müslümanlar eline geçti (1246).

Dördüncü Haçlı Seferi

Dördüncü haçlı seferinin amacından saptırıldığını gören Papa bu düşüncenin bütün Hristiyan alemine yayılmasından korkarak yeni bir sefer için kolları sıvadı. Halk arasında haçlı seferlerine katılma arzusu bütün şiddetiyle devam ediyordu. 1212 yılında binlerce çocuk aynı düşüncelerle sefere katılmıştı. Bunun üzerine Papa III. İnnocentius 1215 tarihinde yeni bir sefer için çağrıda bulundu. Kutsal Roma Germen İmparatoru II. Friedrich de bu sefere katılmaya söz vermişti ancak daha sonra ülkesinde kalması uygun bulundu. Papa'nın bu seferi gerçekleştirebilmesi için önemli miktarda paraya ihtiyacı vardı. Venedik ve Cenova'ya müracaat ederek yardım istedi. Onlar ancak Mısır'a bir sefer düzenlenirse para yardımında bulunacaklarını söylediler. Maksat dini olmaktan çok ticârî bir hüviyet kazanmıştı. Uzak Doğu'ya giden ticaret yolunun Mısır ve Kızıl Deniz'den geçmesi sebebiyle bu yöreye hâkim olmak istiyorlardı. 1218'de Kudüs krallığının yasal varisi Jean de Brienne önderliğinde yola çıktılar.

Üçüncü Haçlı Seferi

Büyük İslâm mücahidi Salâhaddîn-i Eyyûbî'nin Mısır'da hâkimiyeti ele geçirerek Fâtımi devletine son vermesi haçlılar için de ağır bir darbe olmuştu. Salahaddin 1187'de Hittin'de kral Guy de Lussignan'ı mağlup etmiş ve Gerçek Haç'ı ele geçirmişti. Haçlılar İslâm dünyasına geldikleri tarihten beri böyle ağır bir darbeye maruz kalmamışlardı. Salâhaddin-i Eyyubî bu savaşta Kudüs haçlı krallığına bağlı kuvvetlerin büyük bir kısmını imha etmiş olduğu için ciddi bir mukavemetle karşılaşmadan Taberiyye, Nâsıra, Nablus, Akkâ, Hayfa, Sayda, Cübeyl ve Beyrut'u, 4 Eylül 1187'de de Askalan'ı zaptetti. 20 Eylül 1187'de Kudüs'ü muhasara etmeye başladı ve 2 Ekim 1187 Cuma günü (27 Receb 583) Mirac gecesinde fethetti. Bu zafer İslâm âlemini haklı olarak büyük bir sevince boğdu. Salahaddin-i Eyyubî de tıpkı Hz. Ömer gibi esir alınan hristiyan ahaliye şefkat ve merhametle muamele etti. Şehirdeki haçlılar fidye ödeyerek kurtuldular. Fakirlerden hiçbir fidye alınmadan diledikleri yere gönderildi.

İkinci Haçlı Seferi

Atabeg İmadeddin Zengi'nin 1144'te Urfa'yı fethi bütün Avrupa'da çok büyük yankı uyandırdı. İslâm dünyasının bağrına bir kama gibi saplanan Urfa Haçlı Kontluğu'nun yıkılması ve Urfa'nın tekrar İslâm topraklarına katılması müslümanları büyük bir sevince boğarken hristiyanları da aynı şekilde üzüntüye sevketti. Urfa'yı üs olarak kullanıp el-Cezire ve Suriye'deki müslüman halka zulüm ve işkence eden hristiyanlar Aziz Bernard'ın teşvikleri ve Papa III. Eugenius'un 1145 tarihli fermanıyla yeni bir haçlı seferi için hazırlıklara başladılar. Papanın çağrısı üzerine Fransa kralı VII. Louis ile Alman imparatoru III. Konrad bu sefere katılmaya karar verdiler ve 1147'de ayrı ayrı hareket ettiler. Konrad Dorylaion yakınlarında Anadolu Selçuklu sultanı I. Mesud'a mağlup olarak sıkıntı içinde yoluna devam etti. Kral Louis de Antakya üzerinden Kudüs'e hareketle burada Konrad ile buluştu. İki haçlı lideri Şam'a sardırmaya karar verip 50.000 kişilik büyük bir orduyla harekete geçtiler.

Birinci Haçlı Seferi

Papa II. Urbanus 18-28 Kasım 1095 tarihleri arasında bütün Batı Avrupa'nın ileri gelen din adamlarının katıldığı bir toplantıda bu büyük harekâta süratle hazırlanmaları gerektiğini hatırlattıktan sonra ilk büyük haçlı kafilesinin harekete geçmesini temin etmiştir. Ertesi yıl yani 1096'da Pierre L'Ermitte adlı bir keşişin idaresinde heyecanlı fakat disiplinsiz bir haçlı kitlesi düzensiz bir vaziyette Belgrat, Niş, Sofya, Filibe ve Edirne yoluyla İstanbul'a gelmiş ve 6 Ağustos 1096'da Bizans İmparatoru Alexios Kommenos tarafından Anadolu yakasına geçirilmiştir. Savaş disiplininden uzak bu haçlı kitlesi Eylül 1096'da Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından bozguna uğratılmıştır.

HAÇLI SEFERLERİ

İslâm düşmanı papaların Kudüs'ü müslümanları hakimiyetinden kurtarmak ve müslümanları Anadolu ve Avrupa'dan atmak gayesiyle başlattıkları seferlere verilen âd.

EHL-İ SÂLİB

Ehl-i Kitâb'tan hristiyanlar, Haçlılar.

Arapça Sâlib kelimesi "haç" (istavroz, çarmıh) demektir. Ehl-i sâlîb, Haçlılar için kullanılır. Haç, Hristiyanlığın sembolü olan ve Hz. İsa (a.s.)'ın gerildiğine inandıkları birbirini dikey kesen iki çizgidir.

Haçlı Seferleri

Haçlı, haçı olan demektir. Bu anlamdan çıkarılarak müslümanlara karşı savaşa katılan hıristiyanlara “ehl-i salîb”, yani “haçlı” denilmiştir. Haçlılar: Haçlı seferlerine katılanlar anlamında kullanılır. Haçlı seferleri: Haçlıların (hıristiyanların) mukaddes kabul ettikleri yerleri (Kudüs ve civarını) müslümanlardan almak için yaptıkları savaşlara denilir. Toplam sekiz askerî-dinî sefer düzenlenmiştir. Hıristiyanlarca kutsal savaş kabul edilen bu seferler, papaların teşvik edip cenneti garanti etmesi ve doğunun zenginliklerinden pay alma tutkusunun birleşmesi ile ortaya çıktı. Giysilerinin üstüne, yeminlerinin bir simgesi olarak kumaştan bir haç dikip “haçı alanlar”, Kudüs’e hac yolculuğu yapmaya söz vermiş sayılıyorlardı. İlk haçlı seferi 1097’de, sekizinci haçlı seferi de 1270 yılında yine başarısızlıkla sonuçlanmış ve haçlı seferlerinin silâhlı kısmı sona ermiştir.

İçeriği paylaş

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar