YOGA’NIN KISA KRONOLOJİK TARİHİ


1- PRE-VEDİK DÖNEM ( MÖ 6500-4500)

Günümüzde, Pakistanda bulunan doğu Belucistan bölgesinde yeni yapılan kazılarda, Kaliforniya da bulunan Stanford büyüklüğünde bir yerleşim merkezi ortaya çıkmıştır. Bu merkez MÖ 7. bin yıla tarihlenmiştir.

Mehrgarh olarak adlandırılan bu neolitik yerleşim merkez kendisinden sonra gelecek olan uygarlığın ilk adımı olarak görülür. Bu uygarlık İndus ve Sarasvati nehirleri arasındadır.

Mehrgarh’ın zamanına göre dev sayılacak nüfusu 20.000 kişi kadardı. Bu şehirde gerek endüstriyel üretim gerekse de ticaret gelişmişti, geniş Pazar yerleri ve pamuk ve pamuklu üretim tezgahları bulunmaktaydı. Teknolojik araştırmaların yapıldığı anlaşılmıştır. Özellikle her türlü kapların seri üretimine en iyi şekilde geçilmişti. Burada sanatın da geliştiği bilinmektedir. Özellikle tabletler üzerine çeşitli figürler yapılmıştır ki yoga ya ait ilk şekillerin çizimlerin bu tabletler üzerinde görüyoruz.

İlk felsefe çalışmalarının da bu sırada başladığı belirlenmiştir. Bu uygarlığa İndus-Sarasvati adı verilmiştir.

Doğanın gözlemlenmesi ve bireyle olan birliğine dayalı felsefe sistemi gelişmeye daha bu sırada başlamıştır.

2- VEDİK ÇAĞ ( MÖ 4.500-2.500)

Vedik çağ felsesfe ve bilimin birleşmeye başladığı dönemdir özellikle 4. ve 5. bin yıllarda yazılmış olan Rig-Veda ve diğer vedalar pek çok bilgiyi içermekteydi bu bilgiler içinde astronomi önemli yer tutar ve günümüz koşulları ile karşılaştırıldığında şaşırtıcı doğruluklar ortaya cıkmaktadır.

Felsefenin gelişimi rişilerin Yoga asanalarını doğa ile bütünleştirmeleri ve bunların tabletler üzerine resmedildiği dönemdir.

Özellikle yoğun içsel çalışmaları v arlığın keşfine yönelik tanımlamalar bu sırada oluşmuştur.

Ancak bu refah dönemi talihsiz bir iklim değişikliği ile durmuştur.

MÖ 3100 lerde Sarasvati ırmağının en büyük desteği olan Yamuna nehri yatağını değiştirmiş ve artık Sarasvati’ye su akıtmaz olmuş bunun tersine sularını Ganja verir olmuştur. Duraklama burada başlar. Daha sonara MÖ 2300 de Büyük Sutlej nehri de keza yönünü değiştirir ve Sarasvati susuz kalmaya başlar daha sonra tamamen kurur ve çöle dönüşür. Tabii bu önemli su yolunun kıyılarında bulunan büyük uygarlığa ait yerleşim merkezleri de buraları terketmek zorunda kalır, tüm şehirler çöle dönüşür.

Bazı kaynaklarıda Hindistandaki kültürel Vedik gelişimin kuzeyden gelen Aryan istilacıları olduğunu belirtmişlerdir. Yapılan tarihsel araştırmalar bunu gerçek olmadığını gözteriyor, özellikle Harappa ve Mohenjo-Daro ve benzeri yüzlerce yerleşim merkezinde yapılan kazılar, Aryan olarak adlandırılan kesimin Sanskritçeyi de kullanan felsefe konusunda gelişmiş, astronomi ve diğer fen bilimerini iyi bilen bu İndus-Sarasvati insanları ile aynı olduğunu ortaya çıkarmıştır...

Gene yapılan araştırmalar çok daha eski olan Vedik matematikçilerin Babil bilim adamlarını etkilemiş olduklarını göstermektedir. İndus –Sarasvati uygarlığı ile ilgili bilgiler gün geçtikçe ortaya çıkmaktadır, Hindistan’ın zengin mirası her geçen gün şaşırtıcı delillerini gözler önüne sermektedir.

Yukarıda adı geçen matematiksel bilgilere ait yazılar MÖ 1800’lere tarihlenen Şubla Sutralara dayanır, bu sutraların Brahmanalara bağlı olduklarını düşünürsek Vedaların yazım tarihlerini MÖ 3000 lere dayandırmak doğaldır.

Bazı bilim adamlarına göre vedik çağı ( Bhrahmanalar ve Upanişadlar dahil olmak üzere) ünlü Mahabarata destanında adı geçen savaşa dayanır bu savaş geleneksel olarak MÖ 3100’e tarihlenmiştir.

İşte bu savaş ile Kali Yuga’nın ( karanlık çağ) başladığı daha sonra Purana’larda ve Tantra’larda belirtilmiştir...

Gene bazı araştırmacılara göre bu tarihler MÖ 1500 e kadar çekilebilir.

3- BRAHMANİK ÇAĞ (MÖ 2500-1500)

Sarasvati ve İndus kıyılarındaki gelişmiş uygarlığın çöküşü ile Vedik insal toplulukları bu defa Ganj nehrinin elverişili ve mümbit kıyılarına taşındı, buralarda yüzlerce yeni yerleşim merkezleri kuruldu.

Yeni yerler bunların durumları ve yeni oluşumlar her bakımdan yepyeni ancak karmaşık bir toplum yarattı.

Vedik kültür ve bunun inanç sistemi dinsel bir kimliğe de bürünmeye başladı. Burada yaşayan ve vedik bilgiye sahip elit tabaka Brahmana geleneğini iyice bilerek Bharmanik rahipleri ortaya çıkardı. Ve bundan sonraki yaşamın kültürel dokusunda baskın oldu.

Orman Okulları diye bilinen ve bilginin saklanarak öğretildiği sistemin ortaya çıkışı bu döneme rastlıyor. Orman okullarının bilgilerini içeren rituel ve yaşam tekstleri olan Aranyaka’ları görüyoruz. Bu kültür etik ve sanatsal bakımdan da etkin olmuştur.

4- VEDİK / UPANİŞADİK SONRASI ÇAĞ ( MÖ 1500-1000)

Upanişadlar, yeni bir metafiziksel ve kültürel tad vererek bu döneme etkisini koymuştur. İşte bu dönemde içe dönüş ve bununla ilgili çalışmalar çoğalmıştır.

Özellikle, kişisel gelişmede, içsel arınma ve özveri çalışmaları yoğunlaşmıştır.

Özellikle bu dönemde geçmiş çağlara ait bilgilerin toparlanmakta olduğunu ve bu mirasın, Hindistan’ın psiko-spiritüel tekniklerinin bilimselleşmeye başlamasının başlangıcı olarak gözlemleyebiliriz.

5- ÖN-KLASİK VEYA EPİK ÇAĞ ( MÖ 1000 – 100)

Kronolojik olarak bu 5. cağda bölgede yeşermekte olan metafizik ve etik değerlerin mayalanmaya başladığı görülür artık karmaşık temel bilgiler deneysel çalışmalarla iyice anlaşılır hale gelmektedir.

Bu arada yoganın din ile bütünleştiği ve pek çok ekol oluştuğu gözlemlenir. Yaşamın iki önemli yönü üzerine derin çalışmalar yapılır bunlar , terkediş ( Sanyasa) ve günlük yaşamı kabul ediş (Dharma) olarak adlandırılırlar.

En eski yoga bilgisi olarak kabul edilen Mahabharata tamamlanmış, Bhagavat Gita yerini almıştır, daha sonra gene engin bilgi içeren Ramayana destanı da bö çağda yazılmıştır. Her iki destan kendilerinden önceki yaklaşık 30 jenerasyonun bilgi ve tecrübelerini kapsamaktadır.

Gene bu dönemde Jainizm ve Buddhizm ortaya çıkar.

6- KLASİK ÇAĞ ( MÖ 100 – MS 500 )

Bu çağda felsefenin 6 klasik okulu ortaya çıkar, burada Patanjali’nin Yoga Sutra’ları ve Badarayana’nın Brahma Sutra’ları yazılır.

Mahayana Buddhizm’in parladığı Buddhistler ve Hindular arasındaki aktif diyalogun başladığı dönemdir .

Geçmişteki tüm bilgiler tamamen bu sutralarda toparlanır ve yayılır.

Özellikle Gupta sülalse krallarının bulunduğu dönemlerde, tüm inanç sistemleri rahatça gelişmiş değerlerini ortaya koymuştur. Klasik çağın son Gupta kralı ile bittiği biliniyor.

Bu çağ sanatsal bakımdan da büyük gelişmenin yaşandığı çok önemli bir dönemdir.

7- TANTRİK / PURANİK DÖNEM ( MS 500 – 1300 )

Birinci yüzyılın başlarında büyük kültürel devrim olan Tantra ve tantrizmin başlangıcı görülüyor.

Bu sistem, artık binlerce yılın bilgisini, pek çok ayrımın araştırılmasını ve bunların mükemmel sentezini içermektedir.

Tantra'lar en üstün metafizik seviye ve ideallere yücelme olarak görülebilir. Kişinin kendi gelişiminin toplumuda geliştireceği olgusu iyice yerleşmiştir.

Tantra karanlık çağ ( Kali Yuga) içinde aydınlık veren bir fener gibidir.

Tantra, yaşamın tamamını içeren bir ruhsal gelişim çalışmaları silsilesidir, ve derin bir ruhsal çalışma disiplinidir.

Bu bakımdan bu çağda çok önemli bir yer tutmuştur. Özellikle Şakti olarak bilinen kişinin ve evrenin dişil enerjilerinin kontrolü varlığın tüm enerjiler ile entegrasyonu ve bunların en iyi şekilde kullanılması yöntemleri kişileri mükemmel geliştirici olarak kullanılmıştır.

Pak çok önemli metin bu dönemde kaleme alınmıştır.

Bu döneme aynı zamanda Puranik çağ da denir, zira çok daha önceki dönemler ait bilgilerin (filozofik ve metafizik hikayelerin ve ritüellerin örüldüğü metinler) çalışıldığı, bunların da tantra ile birleştiği bir yoğun bilgi dönemidir.

Yoga bilimine çok önemli katkıları olmuştur.

8- BÖLÜMSEL ÇAĞ MS 1300 – 1700 )

Bu dönemde, Tantra tekrar gözden geçirilmiş ve yaşamsal dişil enerjinin varlık üzerindeki rolü araştırılmıştır. Bhakti çalışmaları geliştirilmiş ve adanmışlık felsefesi iyice yeşermiştir.

9- MODERN ÇAĞ ( MS 1700 – BUGÜN)

1880 yılında Britanya İmparatoru Kraliçe Victoria Hindistanın’da imparatoru oldu, gelişen Bhakti hareketi, iyice gelişti ve Munghal imparatorluk hanedanı bitti.

Kraliçe Victoria, Hndistan’ın, spiritüel mirasından çok etkilendi, ve her zaman bu konuda meraklı oldu, 1600 lü yıllardan itibaren batı, özellikle hindistanda kurulmuş olan Londra Doğu Hindistan Şirketi ve Hollanda Hindistan şirketi, vasıtasıyla, batıya gelen bilgiler buradaki laik emperyal sistemde her zaman ilgi kaynağı olmuş ve değerini bulmuştur. Bu bakımdan batının yogik değerleri genel olarak merak ve iyi gözle görmüştür. Özellikle Ünlü Swami Vivekananda’nın 1893 te Chicago daki Dünya Dinler Parlamento’sunda verdiği söylev ile bu ilgi en üstün seviyeye ulaşmıştır.

Ancak batının Hindistanı ele geçirmesi, ile buradaki çalışmalar içe dönmüş yeni sentezler yapılmış ve tüm bilgiler en iyi şekilde toplanılarak dengelenmiştir.

Bu dönem boyunca batıda da iyi tanınan yoga öğretmenleri yetişmiş ve yoga bilgisini tüm dünyaya anlatmışlardır

Teşekkürler

Bilgiler için teşekkür ederim. Gerçekten yararlı şeyler var.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <img> <b> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar